2018’de Ataşehir’de kiralık bir daireye taşındım, evdeki ilk sabahı net hatırlıyorum. Alarm çaldı, yataktan fırladım. Evde çıt yok, annem yok, “Kahvaltı hazır” diyen yok. Sütü kaynatırken taşırdım, silmek de bana kaldı. Mutfakta kırık bir tabakla iki hafta yaşadım, değiştirmeyi hep unuttum. Çaydanlık altındaki lekeyi fark edip “bunu kim temizleyecek?” diye düşündüm, sonra aynada kendime bakıp güldüm. Akşamları koltukta otururken dışarıdan gelen kedi seslerine takılıp kaldım, birine anlatacak kimse yok. En garibi, hastalanınca ilaç almak için markete inmek bile küçük çaplı bir görev haline geliyor. Eve alışmak zaman alıyor, özellikle sessizliğe. Tek başına yaşamak o “özgürlük” hissiyle başlamıyor, önce yalnızlık çarpıyor. Dışarıdan bakınca havalı gelen yalnız hayat, bazen bulaşık makinesinin tuzu biterken gerçek yüzünü gösteriyor.
00