Türkiye'de eğitim sistemi deyince aklıma ilk 2005 yılındaki lise yıllarım geliyor, Ankara'daki o kalabalık sınıfta fen bilgisi dersinde saatlerce ezberlediğim bitki sınıflandırması. Öğretmenimiz defteri açıp "Memeli, omurgalı" diye saydırıyordu, ama bir kez bile balkona çıkıp gerçek bir fesleğeni incelemedik. Ben o sıralar evimizin balkonunda kendi fidelerimi suluyordum, ama okulda öğrendiklerim sadece kağıt üstünde kalıyordu.
Sonra 2010'da üniversite sınavına hazırlanırken, İstanbul'un bir etüt merkezinde günlerimi test kitaplarıyla geçirdim. Sorular hep aynıydı: Hangi bitki hangi iklime uyar, diye soruyorlardı, ama cevapları ezberle, düşünme diyorlardı. Benim gibi hobi bahçeciliği yapan birine bu sistem berbat geliyordu, çünkü balkonumda deneme yanılma ile öğrendiklerim, sınıf ortamında hiç yer bulmuyordu. Mesela, geçen sene bir domates fidesini yanlış gübrelediğimde, kökleri çürüdü ve ben ondan ders çıkardım, oysa okulda böyle bir hata yapma şansı yoktu.
Bu ezbercilik yüzünden, mezun olduktan sonra bile iş başvurularında pratik bilgi eksikliğimi hissettim. 2018'de bir bahçe malzemeleri dükkanında çalışırken, müşterilere yardımcı olmak istedim, ama lisede aldığım teorik bilgiler yeterli değildi. Oysa Avrupa'daki arkadaşlarımın anlattığı gibi, Hollanda'da tarım okullarında öğrenciler tarlada çalışarak öğreniyor. Benim balkon feslegenimle geçen yıllar, bana eğitimde en büyük sorunun pratikten uzak olmak olduğunu gösterdi, çünkü gerçek hayatı sadece kitaplarda bırakırsan, sonuçta herkes aynı standart cevabı veriyor. 2000'lerden beri değişen pek bir şey yok, hala aynı döngü.
Sonra 2010'da üniversite sınavına hazırlanırken, İstanbul'un bir etüt merkezinde günlerimi test kitaplarıyla geçirdim. Sorular hep aynıydı: Hangi bitki hangi iklime uyar, diye soruyorlardı, ama cevapları ezberle, düşünme diyorlardı. Benim gibi hobi bahçeciliği yapan birine bu sistem berbat geliyordu, çünkü balkonumda deneme yanılma ile öğrendiklerim, sınıf ortamında hiç yer bulmuyordu. Mesela, geçen sene bir domates fidesini yanlış gübrelediğimde, kökleri çürüdü ve ben ondan ders çıkardım, oysa okulda böyle bir hata yapma şansı yoktu.
Bu ezbercilik yüzünden, mezun olduktan sonra bile iş başvurularında pratik bilgi eksikliğimi hissettim. 2018'de bir bahçe malzemeleri dükkanında çalışırken, müşterilere yardımcı olmak istedim, ama lisede aldığım teorik bilgiler yeterli değildi. Oysa Avrupa'daki arkadaşlarımın anlattığı gibi, Hollanda'da tarım okullarında öğrenciler tarlada çalışarak öğreniyor. Benim balkon feslegenimle geçen yıllar, bana eğitimde en büyük sorunun pratikten uzak olmak olduğunu gösterdi, çünkü gerçek hayatı sadece kitaplarda bırakırsan, sonuçta herkes aynı standart cevabı veriyor. 2000'lerden beri değişen pek bir şey yok, hala aynı döngü.
123