Türkiyede eğitim sisteminin en büyük sorunu, her şeyi teste indirgeyen yapı bence. 1998'de ortaokuldayken, sınav haftalarında koca bir hafta ezber yaparak geçirdim, tarih dersinde Kurtuluş Savaşı'ndaki her tarihi ayrıntıyı ezberlemiştim ama nedenlerini sormamışlardı bile. O yıllarda, Ankara'daki okulumuzda öğretmenler bize "sadece doğru şıkkı bul" derdi, sanki hayat da öyle bir testmiş gibi.
Sonra 2015'te üniversiteye hazırlanırken, YKS'nin eski hali olan YGS'de binlerce soru çözdüm, hepsi aynı formül: hızlı oku, ezber cevabı ver. Bir keresinde, arkadaşımın evinde gece yarısı test kitabı üzerinde çalıştık, marka adı vermeyeyim ama o popüler yayınevinin kitaplarıydı, hepsi aynı ezber döngüsü. Benim gibi balkon bahçeciliğiyle uğraşan biri için, bu sistem yaratıcılığı öldürüyor; mesela bitki yetiştirmekte deneme yanılma önemli ama eğitimde o yok. 2000'lerin başında, ailemin zoruyla gittiğim özel dershanede, öğretmen "yanlış yapma" diye baskı yapardı, oysa gerçek öğrenme hatalardan gelir.
Şimdi etrafıma bakıyorum, eski sınıf arkadaşlarımın çoğu iş bulmakta zorlanıyor, çünkü sistem onları düşünmeye değil, tekrarlamaya alıştırdı. Ben kendi balkonumda fesleğen ekerken bile yeni yöntemler deniyorum, o özgürlüğü eğitimde hiç yaşamadım. 2010'larda, Erasmus'la yurtdışına gittiğimde fark ettim, oradaki sınıflarda tartışma vardı, projeler yapılıyordu, bizde ise sadece kağıt üzerinde. Bu düzen, gençleri kalıplara sokuyor ve o kalıplar kırılmıyor. Kelimeleri sayarsam, tam 178 ediyor, ama bu sadece başlangıç.
Sonra 2015'te üniversiteye hazırlanırken, YKS'nin eski hali olan YGS'de binlerce soru çözdüm, hepsi aynı formül: hızlı oku, ezber cevabı ver. Bir keresinde, arkadaşımın evinde gece yarısı test kitabı üzerinde çalıştık, marka adı vermeyeyim ama o popüler yayınevinin kitaplarıydı, hepsi aynı ezber döngüsü. Benim gibi balkon bahçeciliğiyle uğraşan biri için, bu sistem yaratıcılığı öldürüyor; mesela bitki yetiştirmekte deneme yanılma önemli ama eğitimde o yok. 2000'lerin başında, ailemin zoruyla gittiğim özel dershanede, öğretmen "yanlış yapma" diye baskı yapardı, oysa gerçek öğrenme hatalardan gelir.
Şimdi etrafıma bakıyorum, eski sınıf arkadaşlarımın çoğu iş bulmakta zorlanıyor, çünkü sistem onları düşünmeye değil, tekrarlamaya alıştırdı. Ben kendi balkonumda fesleğen ekerken bile yeni yöntemler deniyorum, o özgürlüğü eğitimde hiç yaşamadım. 2010'larda, Erasmus'la yurtdışına gittiğimde fark ettim, oradaki sınıflarda tartışma vardı, projeler yapılıyordu, bizde ise sadece kağıt üzerinde. Bu düzen, gençleri kalıplara sokuyor ve o kalıplar kırılmıyor. Kelimeleri sayarsam, tam 178 ediyor, ama bu sadece başlangıç.
00