İstanbul’dan ayrılıp Bodrum’un bir sahil kasabasına yerleşeli 7 yıl oldu, 2017’nin yazında taşındım. O zamanlar trafik yüzünden sinirlerim bozulmuştu, her sabah 2 saat yolda geçiyordu, ama şimdi o kabus bitti. Evde daha fazla vakit bulunca, ev bakımı işlerine daldım; mesela bahçeye diktiğim zeytin ağaçları, her bahar sulayıp buduyorum, geçen sene 15 kilo zeytin topladım. Taşınmak isteyenlere şunu diyebilirim, büyükşehirin koşturmacası yerine sakinlik iyi geliyor ama her şey göründüğü gibi değil.
Öncelikle, ev bulma süreci berbat olabiliyor. Ben taşınmadan önce 3 ay araştırma yaptım, emlak sitelerinde onlarca ilan inceledim, sonunda bir eski taş evi 250 bin liraya aldım. O evin mutfağı küçücük çıkınca, temizlik rutinim değişti; eskiden İstanbul’da büyük evde haftada bir genel temizlik yeterken, burada nemden dolayı her hafta banyo fayanslarını silmem gerekiyor. Mesela, geçen yıl ocak ayında şiddetli yağmurla birlikte küf sorunu yaşadım, markası Belluz olan bir küf temizleyiciyi denedim, 50 liraya aldım, o sayede duvarları kurtardım. Siz de taşınırken, evin konumuna göre bakım masraflarını hesaplayın, yoksa sürpriz faturalar çıkar.
Büyükşehirden kaçınca, günlük hayat daha yavaş akıyor. Benim gibi leke avcısıysanız, bu yavaşlık fırsata dönüşüyor; mesela sabahları erken kalkıp evi silkeleme şansım var, geçen sefer çamaşır makinesini balkona taşıdım, orada yıkadım ki güneşle kurusun, deterjan olarak Ariel kullandım, bir paketi 30 yıkamaya yetti. Ama alışveriş meselesi zor, kasabada süpermarketler az, geçen ay un almak için 10 km yol gittim, trafiksiz yollarda bile 20 dakika sürüyor. İstanbul’da her köşe başında bakkal varken, burada stok yapmayı öğreniyorsunuz; ben buzdolabını düzenledim, her hafta taze sebze alıp, 5 kiloluk kavanozlara turşu kuruyorum. Taşınma kararı alırken, bu lojistik detayları düşünün, yoksa ilk ay strese girersiniz.
Ev bakımında en büyük fark, doğal malzemelerle çalışmak. Bodrum’da deniz havası yüzünden mobilyalar çabuk eskidi, geçen sene IKEA’dan aldığım koltukları yeniledim, sirke ve limon karışımıyla sildim, maliyet 20 lira tuttu. Oysa İstanbul’da profesyonel temizlikçi çağırırdım, aylık 300 lira verirdim. Şimdi kendim hallediyorum, bu sayede para biriktirdim, mesela geçen yıl o parayla bahçe ekipmanları aldım. Ama yazın turist akını olunca, mahalle gürültüsü artıyor; temmuz ayında komşu evde parti yapanları duyuyordum, duvarları yalıtmak için köpük malzeme kullandım, 100 liraya mal oldu. Siz de taşınırsanız, mevsimlere göre evi hazırlayın, yoksa huzur bozulur.
Pratik bilgi olarak, taşınma sırasında eşya seçimi önemli. Ben İstanbul’dan gelirken fazla mobilyayı sattım, sadece 20 kutu eşya taşıdım, kamyonla 500 lira ödedim. Sonra yeni evde düzenleme derdine düştüm; mesela mutfak dolaplarını yeniden boyadım, beyaz boya kullandım, 15 litresi 150 liraya patladı ama şimdi pırıl pırıl. Büyükşehrin avantajı, her şeyi kolay bulmak, buradaysa yaratıcı olmak şart; geçen ay perdelerim solarak sarardı, elma sirkesiyle yıkadım, eski haline döndü. Taşınma hayali kuranlar, bu tür küçük zorlukları göze alsın, çünkü sonunda özgürlük hissi geliyor.
Ama İstanbul’u özlediğim zamanlar da var. Mesela 2019’da bir hafta sonu ziyarete gittim, eski komşularımla buluştum, o kalabalık sokaklar, simitçi kokuları... Neyse, buradaki sakinlik buna değer. Ev bakımını sevenler için, taşınırsanız hayatınız daha düzenli olur; ben şimdi her sabah balkonda kahve içip, çiçekleri suluyorum, geçen sefer sardunyaları budadım, 10 dalı kestim. Sonuçta, büyükşehirden kaçmak cesaret istiyor ama bir kere alışınca, geri dönmek zor. Detaylı düşünün, mesela ben taşındıktan sonra komşularla sohbet etmeyi öğrendim, geçen ay beraberce bahçe temizledik, birlikte 2 saat uğraştık. Bu tür deneyimler, hayatı renklendiriyor.
Öncelikle, ev bulma süreci berbat olabiliyor. Ben taşınmadan önce 3 ay araştırma yaptım, emlak sitelerinde onlarca ilan inceledim, sonunda bir eski taş evi 250 bin liraya aldım. O evin mutfağı küçücük çıkınca, temizlik rutinim değişti; eskiden İstanbul’da büyük evde haftada bir genel temizlik yeterken, burada nemden dolayı her hafta banyo fayanslarını silmem gerekiyor. Mesela, geçen yıl ocak ayında şiddetli yağmurla birlikte küf sorunu yaşadım, markası Belluz olan bir küf temizleyiciyi denedim, 50 liraya aldım, o sayede duvarları kurtardım. Siz de taşınırken, evin konumuna göre bakım masraflarını hesaplayın, yoksa sürpriz faturalar çıkar.
Büyükşehirden kaçınca, günlük hayat daha yavaş akıyor. Benim gibi leke avcısıysanız, bu yavaşlık fırsata dönüşüyor; mesela sabahları erken kalkıp evi silkeleme şansım var, geçen sefer çamaşır makinesini balkona taşıdım, orada yıkadım ki güneşle kurusun, deterjan olarak Ariel kullandım, bir paketi 30 yıkamaya yetti. Ama alışveriş meselesi zor, kasabada süpermarketler az, geçen ay un almak için 10 km yol gittim, trafiksiz yollarda bile 20 dakika sürüyor. İstanbul’da her köşe başında bakkal varken, burada stok yapmayı öğreniyorsunuz; ben buzdolabını düzenledim, her hafta taze sebze alıp, 5 kiloluk kavanozlara turşu kuruyorum. Taşınma kararı alırken, bu lojistik detayları düşünün, yoksa ilk ay strese girersiniz.
Ev bakımında en büyük fark, doğal malzemelerle çalışmak. Bodrum’da deniz havası yüzünden mobilyalar çabuk eskidi, geçen sene IKEA’dan aldığım koltukları yeniledim, sirke ve limon karışımıyla sildim, maliyet 20 lira tuttu. Oysa İstanbul’da profesyonel temizlikçi çağırırdım, aylık 300 lira verirdim. Şimdi kendim hallediyorum, bu sayede para biriktirdim, mesela geçen yıl o parayla bahçe ekipmanları aldım. Ama yazın turist akını olunca, mahalle gürültüsü artıyor; temmuz ayında komşu evde parti yapanları duyuyordum, duvarları yalıtmak için köpük malzeme kullandım, 100 liraya mal oldu. Siz de taşınırsanız, mevsimlere göre evi hazırlayın, yoksa huzur bozulur.
Pratik bilgi olarak, taşınma sırasında eşya seçimi önemli. Ben İstanbul’dan gelirken fazla mobilyayı sattım, sadece 20 kutu eşya taşıdım, kamyonla 500 lira ödedim. Sonra yeni evde düzenleme derdine düştüm; mesela mutfak dolaplarını yeniden boyadım, beyaz boya kullandım, 15 litresi 150 liraya patladı ama şimdi pırıl pırıl. Büyükşehrin avantajı, her şeyi kolay bulmak, buradaysa yaratıcı olmak şart; geçen ay perdelerim solarak sarardı, elma sirkesiyle yıkadım, eski haline döndü. Taşınma hayali kuranlar, bu tür küçük zorlukları göze alsın, çünkü sonunda özgürlük hissi geliyor.
Ama İstanbul’u özlediğim zamanlar da var. Mesela 2019’da bir hafta sonu ziyarete gittim, eski komşularımla buluştum, o kalabalık sokaklar, simitçi kokuları... Neyse, buradaki sakinlik buna değer. Ev bakımını sevenler için, taşınırsanız hayatınız daha düzenli olur; ben şimdi her sabah balkonda kahve içip, çiçekleri suluyorum, geçen sefer sardunyaları budadım, 10 dalı kestim. Sonuçta, büyükşehirden kaçmak cesaret istiyor ama bir kere alışınca, geri dönmek zor. Detaylı düşünün, mesela ben taşındıktan sonra komşularla sohbet etmeyi öğrendim, geçen ay beraberce bahçe temizledik, birlikte 2 saat uğraştık. Bu tür deneyimler, hayatı renklendiriyor.
103