30'lu yaşlarda ilişkilerin sandığımdan hızlı değiştiğini gördüm. 2015'te, 33 yaşındayken, İzmir'de liseden arkadaşım Ece'yle buluştum; o zamanlar o yeni evlenmişti ve ben hala tek başıma balkonumda bitkilerimle vakit geçiriyordum. Konuşurken, eskiden her hafta sonu parti planladığımız günlerin yerini, onun evlilik stresleri almıştı – mesela, eşinin iş seyahatlerinden dolayı haftada iki gece yalnız kalması, benim ise sadece fesleğenlerimin sulanmasını dert etmem.
Bu yaşlarda, arkadaşlıkların da iş gibi rutine döndüğünü fark ettim. Mesela, geçen yıl İstanbul'da bir eski dostumu aradım, ama o artık çocuklu hayatından dolayı ancak öğlen bir kahve için müsaitti; sohbetimiz, onun eşinin ev işlerini paylaşma baskılarından ibaret oldu. Benim balkon hobim sayesinde, kendi ilişkilerimde sığ şeylere takılmamayı öğrendim – geçen baharda tanıdıklarım arasında, bir çiftin sadece maddi konulardan ötürü ayrıldığını duyunca, kendi fesleğenlerimin bakımı gibi emek isteyen bağları özledim. 30'larda, gerçek bir ilişkiyi sürdürmek, balkondaki bir saksı gibi günlük çaba gerektiriyor; ben bunu, geçen yaz bir arkadaşımın düğününde gördüm, herkes gülümsüyordu ama gözlerinde yorgunluk vardı. O gün, evliliklerin romantik fotoğraflardan öte, günlük didişmelerden oluştuğunu anladım – mesela, o çiftin balayından döner dönmez fatura kavgalarına girişmesi. Benim için, bu yaşlarda ilişkilerdeki en büyük gerçek, eskisi kadar özgür olamamak; ama balkonumda bitkilerimi izlerken, hala kendi hızımda devam edebildiğimi hissediyorum. 2019'da benzer bir deneyim yaşadım, bir ilişkim bittiğinde, sadece arkadaşlarımın desteğiyle toparlandım ve o süreçte, 30'lu yaşların yalnızlığını daha net hissettim. Bu farkındalıklar, beni daha seçici yaptı, mesela artık hızlı tanışmalara girmiyorum. răzılıkla, ilişkilerdeki bu değişimler, hayatın bir parçası; ben bunu, balkonumdaki fesleğenlerin mevsimlere göre uyum sağladığı gibi görüyorum.
Bu yaşlarda, arkadaşlıkların da iş gibi rutine döndüğünü fark ettim. Mesela, geçen yıl İstanbul'da bir eski dostumu aradım, ama o artık çocuklu hayatından dolayı ancak öğlen bir kahve için müsaitti; sohbetimiz, onun eşinin ev işlerini paylaşma baskılarından ibaret oldu. Benim balkon hobim sayesinde, kendi ilişkilerimde sığ şeylere takılmamayı öğrendim – geçen baharda tanıdıklarım arasında, bir çiftin sadece maddi konulardan ötürü ayrıldığını duyunca, kendi fesleğenlerimin bakımı gibi emek isteyen bağları özledim. 30'larda, gerçek bir ilişkiyi sürdürmek, balkondaki bir saksı gibi günlük çaba gerektiriyor; ben bunu, geçen yaz bir arkadaşımın düğününde gördüm, herkes gülümsüyordu ama gözlerinde yorgunluk vardı. O gün, evliliklerin romantik fotoğraflardan öte, günlük didişmelerden oluştuğunu anladım – mesela, o çiftin balayından döner dönmez fatura kavgalarına girişmesi. Benim için, bu yaşlarda ilişkilerdeki en büyük gerçek, eskisi kadar özgür olamamak; ama balkonumda bitkilerimi izlerken, hala kendi hızımda devam edebildiğimi hissediyorum. 2019'da benzer bir deneyim yaşadım, bir ilişkim bittiğinde, sadece arkadaşlarımın desteğiyle toparlandım ve o süreçte, 30'lu yaşların yalnızlığını daha net hissettim. Bu farkındalıklar, beni daha seçici yaptı, mesela artık hızlı tanışmalara girmiyorum. răzılıkla, ilişkilerdeki bu değişimler, hayatın bir parçası; ben bunu, balkonumdaki fesleğenlerin mevsimlere göre uyum sağladığı gibi görüyorum.
12