istanbul'da yaşamanın en zor tarafı kesinlikle o güzelim kombinlerin sabahın köründe telef olması. geçen hafta yeni aldığım bej paltoyla metroya bindim, daha beşiktaş'a varmadan dirsek izleri, minik bir kahve lekesi ve muhtemelen birinin sırt çantasından bulaşan garip bir kirle tanıştı. bu kadar emek verip bir şeyler giyiyorsun, sonra günün sonunda kendini çamaşır makinesine atılmış gibi hissediyorsun. oysa ben o elbiseye bir servet ödedim, değil mi? insan bir de "acaba o leke neydi" diye düşünmeden edemiyor. neyse, bir dahaki sefere koyu renkler, belki de bir tulum giyerim. moda dergileri ne derse desin, istanbul'da pratiklik kazanıyor.
62