İstanbul'da yaşamanın en zor tarafı bana göre, sürekli değişen ve bir türlü yakalayamadığın o hız. Kozmetik sektöründe çalışıyorum, yeni bir ürün çıkıyor, bir influencer onu paylaşıyor, ertesi gün herkes onu konuşuyor. Ben daha bir serumu tam anlamıyla deneyimleyemeden, "anti-aging" etkilerini gözlemleyemeden, piyasaya başka bir "mucize" ürün sürülüyor.
Bu durum sadece ürünlerde değil, şehrin kendisinde de var. Geçen yaz Caddebostan'da açılan o butik kahveci, kışa kalmadan kapandı, yerine smoothie bar açıldı. Ben daha kahvesinin tadına varamamışken, o mekanın estetiğine alışamamışken, bambaşka bir konseptle karşılaşıyorum. İnsan yeni çıkan bir cilt bakım trendini takip etmekte zorlanırken, şehrin kendi dinamiklerini yakalamak imkansızlaşıyor.
Moda haftasında gördüğüm bir tasarım, mağazalara gelmeden eskimiş gibi hissediyorum. Sanki her şeyin bir son kullanma tarihi var ve sen o tarihi kaçırmışsın gibi. Bir güzellik rutini oluşturmak, kendine ait bir stil bulmak, bu sürekli akışta çok zor. Herkesin peşinden koştuğu bir şeyler var ama ben o koşuşturmanın içinde kendimi kaybolmuş hissediyorum. Bir hafta önce trend olan o mat ruj, şimdi yerini parlak gloss'lara bırakmış. Benim için İstanbul, bir türlü yetişemediğim bir zaman tüneli gibi.
Bu durum sadece ürünlerde değil, şehrin kendisinde de var. Geçen yaz Caddebostan'da açılan o butik kahveci, kışa kalmadan kapandı, yerine smoothie bar açıldı. Ben daha kahvesinin tadına varamamışken, o mekanın estetiğine alışamamışken, bambaşka bir konseptle karşılaşıyorum. İnsan yeni çıkan bir cilt bakım trendini takip etmekte zorlanırken, şehrin kendi dinamiklerini yakalamak imkansızlaşıyor.
Moda haftasında gördüğüm bir tasarım, mağazalara gelmeden eskimiş gibi hissediyorum. Sanki her şeyin bir son kullanma tarihi var ve sen o tarihi kaçırmışsın gibi. Bir güzellik rutini oluşturmak, kendine ait bir stil bulmak, bu sürekli akışta çok zor. Herkesin peşinden koştuğu bir şeyler var ama ben o koşuşturmanın içinde kendimi kaybolmuş hissediyorum. Bir hafta önce trend olan o mat ruj, şimdi yerini parlak gloss'lara bırakmış. Benim için İstanbul, bir türlü yetişemediğim bir zaman tüneli gibi.
00