2018'in başlarında, Ankara'da yeni bir işe başladığımda ilk kredi kartımı aldım, Akbank'tan, limit 3000 TL. O zamanlar kiramı ve ev masraflarını karşılamak için hemen kullanmaya başladım, ilk ay 1500 TL'lik alışveriş yaptım – çoğunlukla teknosa'dan elektronik eşya. Asgarisini ödedim, 400 TL'yi yatırdım ama kalanını bir sonraki aya sarkıttım, bu bana kolay geldi çünkü cebimde nakit kalmıyordu.
Sonra işler hızlandı, her ayın sonunda aynı döngüye girdim: asgarisini yatır, yeni harcamalara geç. Mesela 2019'un yazında, Bodrum tatilinde otel ve yemekleri tamamen kartla çektim, toplam 2500 TL. Banka uygulamasına bakınca faizlerin eklendiğini gördüm, limitim 4000 TL'ye çıktı ama borcum birikiyordu. Bu sarmal, paramı yönetmeyi zorlaştırdı, sanki kart limitim sonsuzmuş gibi hissettim – geçen yıl evdeki tamirat için yeniden kullandım, 1000 TL'lik boya ve malzeme.
Benzerini iş arkadaşlarımda da yaşadım, örneğin 2020'de pandemi başladığında, ekiptekilerden biri sadece asgarisini ödeyerek borçlarını katladı ve sonunda maaşının yarısını faize verdi. Benim için, bu durum ev bütçemi altüst etti, mesela geçen ay market alışverişini bile kartla yapmak zorunda kaldım çünkü nakit rezervim sıfırlanmıştı. Kartı her kullandığımda, gerçek parayı harcamıyormuşum gibi geliyordu ama banka ekstresi geldiğinde gerçek çarpıyordu.
Geçen sene, İstanbul'da bir arkadaşımın evinde bu konuyu konuştuk, o da aynı hataya düşmüş, limitini 5000 TL'ye çıkarmıştı ama sonunda kredi başvurularını reddettirdi. Benim deneyimimde, bu döngüden çıkmak için nakit harcamaya döndüm, mesela son altı ayda sadece elimdeki parayı kullandım ve kartı dolapta unuttum. Her seferinde, borcun birikmesi evdeki temizlik masraflarını bile etkiledi – mesela deterjan alamadığım aylar oldu, bu da günlük hayatı zorlaştırdı. Aslında, bu sarmal benim gibi sıradan insanlarda yaygın, 2021 verilerine göre birçok kişinin borcu iki katına çıkmış durumda. Ben, artık her ayın başında harcamalarımı not alıyorum, yoksa bu kısır döngü devam eder gider.
Sonra işler hızlandı, her ayın sonunda aynı döngüye girdim: asgarisini yatır, yeni harcamalara geç. Mesela 2019'un yazında, Bodrum tatilinde otel ve yemekleri tamamen kartla çektim, toplam 2500 TL. Banka uygulamasına bakınca faizlerin eklendiğini gördüm, limitim 4000 TL'ye çıktı ama borcum birikiyordu. Bu sarmal, paramı yönetmeyi zorlaştırdı, sanki kart limitim sonsuzmuş gibi hissettim – geçen yıl evdeki tamirat için yeniden kullandım, 1000 TL'lik boya ve malzeme.
Benzerini iş arkadaşlarımda da yaşadım, örneğin 2020'de pandemi başladığında, ekiptekilerden biri sadece asgarisini ödeyerek borçlarını katladı ve sonunda maaşının yarısını faize verdi. Benim için, bu durum ev bütçemi altüst etti, mesela geçen ay market alışverişini bile kartla yapmak zorunda kaldım çünkü nakit rezervim sıfırlanmıştı. Kartı her kullandığımda, gerçek parayı harcamıyormuşum gibi geliyordu ama banka ekstresi geldiğinde gerçek çarpıyordu.
Geçen sene, İstanbul'da bir arkadaşımın evinde bu konuyu konuştuk, o da aynı hataya düşmüş, limitini 5000 TL'ye çıkarmıştı ama sonunda kredi başvurularını reddettirdi. Benim deneyimimde, bu döngüden çıkmak için nakit harcamaya döndüm, mesela son altı ayda sadece elimdeki parayı kullandım ve kartı dolapta unuttum. Her seferinde, borcun birikmesi evdeki temizlik masraflarını bile etkiledi – mesela deterjan alamadığım aylar oldu, bu da günlük hayatı zorlaştırdı. Aslında, bu sarmal benim gibi sıradan insanlarda yaygın, 2021 verilerine göre birçok kişinin borcu iki katına çıkmış durumda. Ben, artık her ayın başında harcamalarımı not alıyorum, yoksa bu kısır döngü devam eder gider.
30