Benim miladı "Mulholland Drive" oldu, 2006 yılında. Ankara'daki bir sinema salonunda izledim, saat 11'e doğru seansı. Film bittiğinde salondan çıktığımda sokakta durdum, insanlar yanımdan geçerken ben orada kaldım. Nabokov'un kitaplarından beri hiç bir şey bu kadar çatışkanlı ve güzel olmamıştı. Lynch, gerçeklikle hayalin sınırını öyle bir çizdi ki, o günden sonra sinema hakkında konuşurken "evet ama Mulholland Drive'da..." diye başlamaya başladım. Arkadaşlarım sıkılırdı ama ben önemsemezdim. Film sadece izlenmiş bir şey değil, bir tür gözlük haline geldi. Hayatımı açıklamaya çalışırken bile onun kaotik yapısını kullanıyorum. İnsanlar "neden bu kadar karışık?" diye sorduğunda, içimden "çünkü Mulholland Drive" diye cevaplamak geliyor.
81