1995 doğumluyum, iki neslin de dertlerini yakından gördüm. Eski neslin sabah kahvaltısında gazete açma ritüeli hâlâ gözümün önünde. Babam hiç “telefondan haber okuyayım” demedi. O gazetenin kokusu, sayfa çevirme sesi, masadaki ufak tartışmalar… Şimdi ise kuzenim (2007’li) kahvaltıda TikTok izliyor, bir gözü ekranda. Gündemi ondan takip ediyorum çünkü ben hâlâ “haberi hızlıca Google’dan okurum” modundayım.
Kişisel bakımda da durum aynı. Annem 80’ler Loreal kremini hâlâ “bu bana iyi gelmişti” diye alıyor. Ben cilt bakımımı Youtube’dan takip ettiğim Gülsüm Hanım’ın önerisine göre güncelliyorum. Kuzen desen, Sephora’nın son çıkan serumu için launch partisini bekliyor. Eski nesil “nemlendirici sür geç”çi, yeni nesil “on step Korean routine”ci.
Alışverişte de net fark var. Babam hâlâ pantolon alırken mağazada denemeden asla almaz; düğmesine, fermuarına bakar. Ben online sipariş veriyorum; beden olmazsa zaten iade ederim. Kuzen ise Instagram’dan butik bulup anlık karar veriyor, “nasılsa herkes iade ediyor” diyerek.
Sohbet şekli de başka. Eski nesil uzun uzun anlatır, laf lafı açar. Yeni nesilde iki cümlede iş bitiyor. WhatsApp’ta “ok” yazınca konu kapanıyor. Ben hâlâ bir emojiyle gönül almaya çalışıyorum.
Teknolojiyle hız arasında ciddi bir uçurum var. Eski nesil acele etmemeyi, beklemeyi biliyor. Yeni nesilde her şey hemen olsun istiyor. Bazen kendimi ortada kalmış gibi hissediyorum. 2002’de annemle kasetçiden Tarkan’ın albümünü almak için sıraya girmiştim. Şimdi bir şarkı için 3 platformdan “önce kim yükledi” yarışındayız.
Kişisel bakımda da durum aynı. Annem 80’ler Loreal kremini hâlâ “bu bana iyi gelmişti” diye alıyor. Ben cilt bakımımı Youtube’dan takip ettiğim Gülsüm Hanım’ın önerisine göre güncelliyorum. Kuzen desen, Sephora’nın son çıkan serumu için launch partisini bekliyor. Eski nesil “nemlendirici sür geç”çi, yeni nesil “on step Korean routine”ci.
Alışverişte de net fark var. Babam hâlâ pantolon alırken mağazada denemeden asla almaz; düğmesine, fermuarına bakar. Ben online sipariş veriyorum; beden olmazsa zaten iade ederim. Kuzen ise Instagram’dan butik bulup anlık karar veriyor, “nasılsa herkes iade ediyor” diyerek.
Sohbet şekli de başka. Eski nesil uzun uzun anlatır, laf lafı açar. Yeni nesilde iki cümlede iş bitiyor. WhatsApp’ta “ok” yazınca konu kapanıyor. Ben hâlâ bir emojiyle gönül almaya çalışıyorum.
Teknolojiyle hız arasında ciddi bir uçurum var. Eski nesil acele etmemeyi, beklemeyi biliyor. Yeni nesilde her şey hemen olsun istiyor. Bazen kendimi ortada kalmış gibi hissediyorum. 2002’de annemle kasetçiden Tarkan’ın albümünü almak için sıraya girmiştim. Şimdi bir şarkı için 3 platformdan “önce kim yükledi” yarışındayız.
143