Türkiye'de kadın olmak, Google Maps’te “kadınlar için güvenli güzergah” diye bir şey aramak gibi. Mesela geçen hafta Kadıköy’de bir kafede oturuyorum, saat 19:30, hava yeni kararmış. Arkadaşımın bana “eve dönünce mesaj at” diye tembihlemesi, ülkede kadınlar için WhatsApp’ın asıl kullanım amacı. Metroda oturacak yer bulsam bile “yanıma kim oturacak” stresini yaşamak, kız kardeşime de miras kaldı bu arada. 2023’te hâlâ “etek boyu” muhabbetlerini duymak, resmen Türkiye’nin zaman makinesi gibi çalıştığını gösteriyor.
İşe başvururken bile “kadınları mı alıyorlar, erkekleri mi” diye şirketi araştırmak zorunda kalıyorum. Üniversitede yurtta kalırken, gece 11’den sonra dışarı çıkmak için müdüre telefon açtırıyorlardı. Sadece kadın olduğum için ekstra bir plan yapmak zorundayım, ne giyeceğim değil, nasıl eve döneceğim, hangi taksi plakası, kaçıncı katta oturuyorum, hepsi ayrı bir excel tablosu gibi kafamda dönüyor. Anlatsam roman olur, ama bizimkisi biraz da “Türkiye’de kadınsan şifreyle yaşa” romanı.
İşe başvururken bile “kadınları mı alıyorlar, erkekleri mi” diye şirketi araştırmak zorunda kalıyorum. Üniversitede yurtta kalırken, gece 11’den sonra dışarı çıkmak için müdüre telefon açtırıyorlardı. Sadece kadın olduğum için ekstra bir plan yapmak zorundayım, ne giyeceğim değil, nasıl eve döneceğim, hangi taksi plakası, kaçıncı katta oturuyorum, hepsi ayrı bir excel tablosu gibi kafamda dönüyor. Anlatsam roman olur, ama bizimkisi biraz da “Türkiye’de kadınsan şifreyle yaşa” romanı.
00