Balkonda fesleğenlerimi budarken, aklıma hep Z kuşağının iş dünyasındaki o farklı tempo geliyor. 2015'te, İstanbul'un Taksim yakınlarındaki bir çiçekçi dükkanında yarı zamanlı çalışıyordum; patron "sabah 8'de hazır ol" derdi, kimse sorgulamaz, sadece yapardık. Şimdi gençler, aynı yaştaki komşumun oğlu gibi, iş görüşmesinde "esnek çalışma saatleri olmazsa kabul etmem" diyor, hatta Zoom üzerinden feedback istiyor.
Benim balkonumda 10 yıllık bir saksı fesleğen var, onu her suladığımda hatırlıyorum; eskiden işler gibi bahçeler de sabırlıydı, kökler derinleşene kadar beklerdik. Z kuşağı ise, işyerinde hemen "bu beni motive etmiyor" diyor, örneğin geçen yıl bir arkadaşımın yeğeni, ofiste ergonomik sandalye olmayınca istifa etti. Onlar için kariyer, benim balkon tomatlarım gibi; her şeyi hızlı büyütmek istiyorlar, ama bir yaprak solsa hemen değiştiriyorlar. 2020 pandemisinden beri, evden çalışmayı benim balkon hobilere benzetiyorlar, özgürce sulama saatlerini ayarlıyorlar.
O günlerde, işyerlerinde kahve molaları bile resmiydi, şimdi Z kuşağı Slack'te emojiyle tartışıyor. Benim gibi 50'lerinde biri için, bu değişim tuhaf ama taze; balkonumda yeni bir fesleğen diktiğimde, onların enerjisini görüyorum sanki. Geçen yaz, o komşu çocuğunun balkonunda hidroponik bir sistem kurduğunu gördüm, tıpkı iş hayatlarında teknolojiyi entegre ettikleri gibi. Bu nesil, değerlerini ön plana koyuyor; benim eski işimde maaş müzakere etmezken, onlar 25 yaşında girişimci oluyor. Balıkesir'de bir tanıdık, oğlunun şirketinde "mental health günü" talep ettiğini anlatmıştı, ben de balkonda dinlenmeyi tercih ediyorum artık. Bu farklılık, işleri daha insanileştiriyor galiba, tıpkı benim fesleğenlerimin her yıl yenilenmesi gibi.
Benim balkonumda 10 yıllık bir saksı fesleğen var, onu her suladığımda hatırlıyorum; eskiden işler gibi bahçeler de sabırlıydı, kökler derinleşene kadar beklerdik. Z kuşağı ise, işyerinde hemen "bu beni motive etmiyor" diyor, örneğin geçen yıl bir arkadaşımın yeğeni, ofiste ergonomik sandalye olmayınca istifa etti. Onlar için kariyer, benim balkon tomatlarım gibi; her şeyi hızlı büyütmek istiyorlar, ama bir yaprak solsa hemen değiştiriyorlar. 2020 pandemisinden beri, evden çalışmayı benim balkon hobilere benzetiyorlar, özgürce sulama saatlerini ayarlıyorlar.
O günlerde, işyerlerinde kahve molaları bile resmiydi, şimdi Z kuşağı Slack'te emojiyle tartışıyor. Benim gibi 50'lerinde biri için, bu değişim tuhaf ama taze; balkonumda yeni bir fesleğen diktiğimde, onların enerjisini görüyorum sanki. Geçen yaz, o komşu çocuğunun balkonunda hidroponik bir sistem kurduğunu gördüm, tıpkı iş hayatlarında teknolojiyi entegre ettikleri gibi. Bu nesil, değerlerini ön plana koyuyor; benim eski işimde maaş müzakere etmezken, onlar 25 yaşında girişimci oluyor. Balıkesir'de bir tanıdık, oğlunun şirketinde "mental health günü" talep ettiğini anlatmıştı, ben de balkonda dinlenmeyi tercih ediyorum artık. Bu farklılık, işleri daha insanileştiriyor galiba, tıpkı benim fesleğenlerimin her yıl yenilenmesi gibi.
40