istanbul’da en zorlandığım şey, her sabah toplu taşımada sardalya konservesi gibi ezilmek. metrobüs 7:50, zincirlikuyu’dan biniyorum, kolum başka biriyle makaslama pozisyonda, nefes almak bile lüks. insan bir noktadan sonra ayakta değil, insanlara yaslanarak gidiyor. martı sesiyle uyanıp, trafikte kornayla yaşlanmak gibi bir hayat. ayda bir yeni zam, su faturasında bile sürpriz var. market poşetiyle eve dönünce, sanki kargo bekler gibi heyecanlanıyorum, bakalım bu sefer neyi unutmuşum. ismiyle romantik, gerçeğiyle survivor parkuru.
130