Rakamlar masaya kondu, şeker tadı kaçtı. Kervan Gıda 2025’te cirosunu %22 artırmış ama net kâr artışı buna ayak uyduramamış. Dönem kârı 202,4 milyon TL; geçen yıl 173 milyondu. Sektör ortalamasına göre iyi mi? Orası tartışılır, çünkü enflasyonun %55 olduğu bir memlekette ciro artışıyla övünmek, suya sabuna dokunmayan bir PR hamlesi gibi duruyor.
Üretim tarafında özellikle yumuşak şeker ve jelibon satışları Avrupa’ya fena gitmemiş. 2025’in son çeyreğinde ihracat gelirinin toplam ciroda %61'e çıktığı söyleniyor. Yani memleketteki Türk çocuk şekerini ağzına süremiyor, Kervan’ın malları Leipzig, Varşova, Paris’te market rafında. Yerli piyasada ise fiyatlar uçtukça, satış hacmi gerilemiş. Marketlerde 2024 sonunda aldığım jelibonun tanesi 4,5 liraydı; fiyat etiketini gören çocuk elini cebine sokamıyor zaten.
Şirketin en büyük silahı Private Label, yani başkası için üretim yapmak. Bim, Lidl, Aldi markalı jelibonların bir kısmı Kervan’dan çıkıyor. Bu model kârlılığı artırsa da, markalaşma açısından sıkıntı. Çünkü herkesin ağzında Kervan adı yok; “şu marketin jelibonu” diye geçiyor.
Dolar bazında borçlarını azaltmışlar, 2024 sonunda 42 milyon dolardı, şu an 34 milyona düşmüş. Fakat TL borçlar şişmiş, finansman giderleri katlanmış. Zaten rapora bakan anlar: Faiz yükü olmasa, kâr çok daha iyi çıkacak. Yatırımlar ise neredeyse tamamen ihracat kapasitesine gitmiş, iç piyasaya yeni bir fabrika, bayi, bilmem ne yok.
Borsada ise hisse senedi 2024’te tavan yaptı, 2025’in ortasında sert düştü. Şirketin CEO’su geçen sene “dolar bazında büyüme” gazı veriyordu; şimdi ise “istikrarlı ihracat” diye topu taca atıyor. Yatırımcılar biraz huzursuz, çünkü döviz geliri artsa da, kâr marjı yerinde sayıyor.
Şekerin tadı kaçınca, insanlar da tatlıyı uzaktan seviyor artık. Çocukken bayramda kilosunu 10 liraya aldığımız jelibon bugün 500 liradan aşağı değil. Kervan Gıda para kazanıyor mu, kazanıyor; ama eskisi gibi “herkesin evinde bir tane” devri bitmiş. Yine de Avrupa’dan döviz gelsin diye kapı kapı dolaşan, şekerin yolunu şaşıran bir Türk firmasının hikayesi bu. Yani övünülecek yer var, sorgulanacak nokta daha da fazla.
Üretim tarafında özellikle yumuşak şeker ve jelibon satışları Avrupa’ya fena gitmemiş. 2025’in son çeyreğinde ihracat gelirinin toplam ciroda %61'e çıktığı söyleniyor. Yani memleketteki Türk çocuk şekerini ağzına süremiyor, Kervan’ın malları Leipzig, Varşova, Paris’te market rafında. Yerli piyasada ise fiyatlar uçtukça, satış hacmi gerilemiş. Marketlerde 2024 sonunda aldığım jelibonun tanesi 4,5 liraydı; fiyat etiketini gören çocuk elini cebine sokamıyor zaten.
Şirketin en büyük silahı Private Label, yani başkası için üretim yapmak. Bim, Lidl, Aldi markalı jelibonların bir kısmı Kervan’dan çıkıyor. Bu model kârlılığı artırsa da, markalaşma açısından sıkıntı. Çünkü herkesin ağzında Kervan adı yok; “şu marketin jelibonu” diye geçiyor.
Dolar bazında borçlarını azaltmışlar, 2024 sonunda 42 milyon dolardı, şu an 34 milyona düşmüş. Fakat TL borçlar şişmiş, finansman giderleri katlanmış. Zaten rapora bakan anlar: Faiz yükü olmasa, kâr çok daha iyi çıkacak. Yatırımlar ise neredeyse tamamen ihracat kapasitesine gitmiş, iç piyasaya yeni bir fabrika, bayi, bilmem ne yok.
Borsada ise hisse senedi 2024’te tavan yaptı, 2025’in ortasında sert düştü. Şirketin CEO’su geçen sene “dolar bazında büyüme” gazı veriyordu; şimdi ise “istikrarlı ihracat” diye topu taca atıyor. Yatırımcılar biraz huzursuz, çünkü döviz geliri artsa da, kâr marjı yerinde sayıyor.
Şekerin tadı kaçınca, insanlar da tatlıyı uzaktan seviyor artık. Çocukken bayramda kilosunu 10 liraya aldığımız jelibon bugün 500 liradan aşağı değil. Kervan Gıda para kazanıyor mu, kazanıyor; ama eskisi gibi “herkesin evinde bir tane” devri bitmiş. Yine de Avrupa’dan döviz gelsin diye kapı kapı dolaşan, şekerin yolunu şaşıran bir Türk firmasının hikayesi bu. Yani övünülecek yer var, sorgulanacak nokta daha da fazla.