Mücteba Hamaney’in ismi ortalığa düştü mü, İran’da siyaset kulislerinin nabzı anında hızlanır. Dışarıdan bakan biri için “Kim bu adam?” sorusu gayet makul. Adam, İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in oğlu. Yani devrim sonrası İran siyasetinin göbeğinde doğmuş bir isimden söz ediyoruz. Özellikle 2020’den beri, babasının ardılı olacağı fısıltıları, Tahran’daki tüm dedikodu mekanizmasını harekete geçirdi.
Mücteba, klasik anlamda vitrine çıkmayan bir tip. Televizyonda nutuk atan, meydanlarda halka seslenen biri değil. Daha çok perde arkasında, mollalarla, Devrim Muhafızları’yla, gölge oyununu oynayanlardan. İran’da “velayet-i fakih” denen o meşhur dini liderlik makamı için hazırlanıyor deniliyor. Tuhaf olan şu: İran devrim ideolojisi, monarşiye karşı doğmuş bir şeydi; şimdi ise bir tür hanedanlık havası iyice hissediliyor. Hamaney ailesinden birinin, özellikle oğul Mücteba’nın, koltuğa oturması devrimin ruhuna ironik bir şamar olurdu. Devrimin çocukları şimdi hanedan peşinde.
İran’da sokağa çıksan, Tahran Üniversitesi’nin önünde birkaç öğrenciye sorsan, “Mücteba kim?” diye, çoğu ya bilmiyor ya da bilmemezlikten geliyor. Korku atmosferi hâlâ diri. Açık açık konuşmak, “Hamaney ailesi devleti ailesinin malı gibi görüyor” demek, kolay iş değil.
Bir de, dış politika boyutu var. İran’ın bölgedeki nüfuzu, Hamas’tan Hizbullah’a kadar uzanıyor. Mücteba gibi bir ismin öne çıkması, içeride hanedanlaşma eleştirisini güçlendirirken, dışarıda “İran’da yine mi bir Hamaney?” dedirtiyor. ABD ve İsrail başkentlerinde, masa başındaki analizlerde, “Bu çocuk babasından daha mı az sert, yoksa tam tersi mi?” gibi sorular zaten dönüp duruyor.
Pratik bir gözlem: Yabancı haberleri ya da İran’a dair analizleri okurken, Mücteba adı geçtiğinde aşırı teknik laflara boğulmaya gerek yok. Adamın hikâyesi fazlasıyla basit: Güç, soyadı ve gölgeler. İran’da siyaset hâlâ perde arkasında yazılıyor. Bazen, dünyanın en karmaşık görünen denklemi, birkaç aile adı ve birkaç gizli toplantıdan ibaret.
Şunu da net söylemek gerek: 2024 Haziran’ında, İran’ın geleceğiyle ilgili dış basında çıkan her haberi, doğrudan gerçek sanmak büyük hata. İran devleti, özellikle aile içi meselelerde, bilgi sızıntısına karşı ciddi kapalı kutudur. “Mücteba geliyor” diye manşet atanlara fazla bel bağlamamakta yarar var. İran’da gerçekler, resmi açıklamaların satır aralarında, dedikodunun en tuzlu yerinde saklı.
Mücteba, klasik anlamda vitrine çıkmayan bir tip. Televizyonda nutuk atan, meydanlarda halka seslenen biri değil. Daha çok perde arkasında, mollalarla, Devrim Muhafızları’yla, gölge oyununu oynayanlardan. İran’da “velayet-i fakih” denen o meşhur dini liderlik makamı için hazırlanıyor deniliyor. Tuhaf olan şu: İran devrim ideolojisi, monarşiye karşı doğmuş bir şeydi; şimdi ise bir tür hanedanlık havası iyice hissediliyor. Hamaney ailesinden birinin, özellikle oğul Mücteba’nın, koltuğa oturması devrimin ruhuna ironik bir şamar olurdu. Devrimin çocukları şimdi hanedan peşinde.
İran’da sokağa çıksan, Tahran Üniversitesi’nin önünde birkaç öğrenciye sorsan, “Mücteba kim?” diye, çoğu ya bilmiyor ya da bilmemezlikten geliyor. Korku atmosferi hâlâ diri. Açık açık konuşmak, “Hamaney ailesi devleti ailesinin malı gibi görüyor” demek, kolay iş değil.
Bir de, dış politika boyutu var. İran’ın bölgedeki nüfuzu, Hamas’tan Hizbullah’a kadar uzanıyor. Mücteba gibi bir ismin öne çıkması, içeride hanedanlaşma eleştirisini güçlendirirken, dışarıda “İran’da yine mi bir Hamaney?” dedirtiyor. ABD ve İsrail başkentlerinde, masa başındaki analizlerde, “Bu çocuk babasından daha mı az sert, yoksa tam tersi mi?” gibi sorular zaten dönüp duruyor.
Pratik bir gözlem: Yabancı haberleri ya da İran’a dair analizleri okurken, Mücteba adı geçtiğinde aşırı teknik laflara boğulmaya gerek yok. Adamın hikâyesi fazlasıyla basit: Güç, soyadı ve gölgeler. İran’da siyaset hâlâ perde arkasında yazılıyor. Bazen, dünyanın en karmaşık görünen denklemi, birkaç aile adı ve birkaç gizli toplantıdan ibaret.
Şunu da net söylemek gerek: 2024 Haziran’ında, İran’ın geleceğiyle ilgili dış basında çıkan her haberi, doğrudan gerçek sanmak büyük hata. İran devleti, özellikle aile içi meselelerde, bilgi sızıntısına karşı ciddi kapalı kutudur. “Mücteba geliyor” diye manşet atanlara fazla bel bağlamamakta yarar var. İran’da gerçekler, resmi açıklamaların satır aralarında, dedikodunun en tuzlu yerinde saklı.
00