Seçim dönemlerinde bizim evdeki tansiyon, cilt altı dolgudan daha hızlı yükselebiliyor. Özellikle 14 Mayıs 2023 akşamı, Eskişehir’de ailemin evinde iftar sofrasından sonra babam sandık sonuçlarını açınca tansiyon bir anda fırladı. Annem, televizyonun sesiyle yarışıyor, ben ise mutfakta limonlu suyla peeling yapar gibi ortamı yatıştırmaya çalışıyorum. “O partinin adayı çok yaşlı, cildinde kırışıklık var” diyor annem. Estetikten buraya bağlamayı sadece annem başarır zaten. Babam ise “Yıllardır şu partiden şaşmam, bizim ailede çizgi belli” diye diretiyor, sanki aile soyağacını ilkokuldan beri aynı renkle boyamışlar gibi.
2021’de kuzenim Derya ile Üsküdar’da Moda Coffee House’da otururken, Instagram storylerinde herkes oy pusulası paylaşınca konu yine seçimlere döndü. Kuzen “Sen kozmetikte yeniliğe açıksın, siyasette niye gelenekten yanasın?” dedi. Beni fondöten karıştırır gibi kutuplaştırdı. Orada anladım, moda ve siyaset arasında o kadar benzerlik var ki. Bir sezonda neon göz kalemi trend, diğer sezon mat nude; ama ailede siyaset damarı hep aynı ton.
Evde seçim akşamı maça döner. Babam ve amcam aynı odaya düşerse, WhatsApp grubu gibi anında ikiye bölünür salon. 2023’te, televizyonda sonuçlar açıklanırken, ben bir yandan avokado maskesi yapıyorum, bir yandan da annemin “Torunun var, niye şu gençlere oy vermiyorsun?” triplerine maruz kalıyorum. O kadar kişiselleşiyor ki, partilerin vaatlerinden bağımsız, sanki herkesin favori kremi var ve başkasını önerdiğinde savaş çıkıyor.
Aynı şey kız kardeşimle de yaşandı. 2018’de, evde pazar günü sabah kahvaltısında, o yumurtasına pul biber dökerken, ben yeni çıkan serumları anlatıyordum. Konu döndü dolaştı, hangi partinin kadına dair vaatleri daha iyi, diye tartışmaya. Bir anda domatesli menemenin içinden siyaset fışkırdı. Kız kardeşim “Sadece cilt bakımı değil, ülke bakımı da önemli” diye laf soktu. O an anladım, ailede kimse kendi renginden vazgeçmiyor, cilt altı tonlarımız bile farklı.
Yıllar içinde şunu gözlemledim: Aile grubunda seçim yaklaşınca, herkes profil fotoğrafını değiştiriyor, story’ler siyasetle doluyor. Kuzenim Zeynep bir kere, grup konuşmasında parti logosu attığı için dedem gruptan çıkmıştı. 2022 sonbaharında, Ankara’da halamların evinde, yediğimiz cevizli baklavanın tadı bile değişmişti, çünkü herkesin kafası başka bir liderdeydi. Seçim akşamı aile grup sohbetinde sessizlik olur; sonra sonuçlar gelince herkes tek kelimeyle laf atar. “Gördün mü?” diyen de olur, “Hayırlı olsun” deyip geçen de.
Benim favorim annemin seçime özel hazırladığı “tarafsız börek”. Masada börek bölüşülürken parti simgesi gibi davranıyor. Bir dilim bir yanda, bir dilim öbür yanda. Kısacası, aile içinde seçim dönemi, yeni çıkan bir serum gibi, her seferinde bütün duyguları yüzeye çıkarıyor. Yüz yüze konuştuğunda daha samimi, ama telefonda tartışınca soğuk ve mesafeli. Benim için, hangi partiye oy verilirse verilsin, annemin mutfakta yaptığı o limonlu suyun ferahlığına hiçbir seçim sonucu yaklaşamıyor.
2021’de kuzenim Derya ile Üsküdar’da Moda Coffee House’da otururken, Instagram storylerinde herkes oy pusulası paylaşınca konu yine seçimlere döndü. Kuzen “Sen kozmetikte yeniliğe açıksın, siyasette niye gelenekten yanasın?” dedi. Beni fondöten karıştırır gibi kutuplaştırdı. Orada anladım, moda ve siyaset arasında o kadar benzerlik var ki. Bir sezonda neon göz kalemi trend, diğer sezon mat nude; ama ailede siyaset damarı hep aynı ton.
Evde seçim akşamı maça döner. Babam ve amcam aynı odaya düşerse, WhatsApp grubu gibi anında ikiye bölünür salon. 2023’te, televizyonda sonuçlar açıklanırken, ben bir yandan avokado maskesi yapıyorum, bir yandan da annemin “Torunun var, niye şu gençlere oy vermiyorsun?” triplerine maruz kalıyorum. O kadar kişiselleşiyor ki, partilerin vaatlerinden bağımsız, sanki herkesin favori kremi var ve başkasını önerdiğinde savaş çıkıyor.
Aynı şey kız kardeşimle de yaşandı. 2018’de, evde pazar günü sabah kahvaltısında, o yumurtasına pul biber dökerken, ben yeni çıkan serumları anlatıyordum. Konu döndü dolaştı, hangi partinin kadına dair vaatleri daha iyi, diye tartışmaya. Bir anda domatesli menemenin içinden siyaset fışkırdı. Kız kardeşim “Sadece cilt bakımı değil, ülke bakımı da önemli” diye laf soktu. O an anladım, ailede kimse kendi renginden vazgeçmiyor, cilt altı tonlarımız bile farklı.
Yıllar içinde şunu gözlemledim: Aile grubunda seçim yaklaşınca, herkes profil fotoğrafını değiştiriyor, story’ler siyasetle doluyor. Kuzenim Zeynep bir kere, grup konuşmasında parti logosu attığı için dedem gruptan çıkmıştı. 2022 sonbaharında, Ankara’da halamların evinde, yediğimiz cevizli baklavanın tadı bile değişmişti, çünkü herkesin kafası başka bir liderdeydi. Seçim akşamı aile grup sohbetinde sessizlik olur; sonra sonuçlar gelince herkes tek kelimeyle laf atar. “Gördün mü?” diyen de olur, “Hayırlı olsun” deyip geçen de.
Benim favorim annemin seçime özel hazırladığı “tarafsız börek”. Masada börek bölüşülürken parti simgesi gibi davranıyor. Bir dilim bir yanda, bir dilim öbür yanda. Kısacası, aile içinde seçim dönemi, yeni çıkan bir serum gibi, her seferinde bütün duyguları yüzeye çıkarıyor. Yüz yüze konuştuğunda daha samimi, ama telefonda tartışınca soğuk ve mesafeli. Benim için, hangi partiye oy verilirse verilsin, annemin mutfakta yaptığı o limonlu suyun ferahlığına hiçbir seçim sonucu yaklaşamıyor.
00