E-Devlet şifresini unutmak, benim için 2016'nın o bunaltıcı ağustos ayında, İzmir'in Kemeraltı Çarşısı'ndaki aktar dükkanımda başladı. O sabah, müşterilerime nane çayı hazırlarken randevu almak istedim ama o karışık şifre aklıma gelmedi, sanki zencefil tozları gibi dağıldı gitti. Hemen dükkanı kapatıp, elimde kimliğim ve bir torba defne yaprağıyla postaneye koştum, yol boyunca eski günlerdeki gibi kağıtlara yazılan şifreleri özledim.
Postane sırası, saatlerce beklerken, o yıllarda PTT memurlarının yüzündeki sabırlı ifadeyi hatırlattı bana. 45 dakika sonra, sıram geldiğinde cebimdeki eski not defterini gösterdim, ama memur "Yeniden mi unuttun teyze?" dedi, gülümseyerek. O an, şifreyi saklamak için deftere yazdığım kekik reçetelerinin yanına not aldığımı fark ettim, ama bu sefer akıllı telefonuma güvenmiştim, tabii ki işe yaramadı. Şifreyi alırken, eski günlerin o basit kâğıt belgelerini düşündüm, artık her şey gibi bu da bir kriz haline gelmişti. İzmir'in o sıcak sokaklarında yürürken, eve dönüp fesleğenlerimi suladım, sanki her şey normale dönmüş gibi. Bu unutkanlıklar, hayatın akışında birer anı bırakıyor, tıpkı aktar tezgahındaki otlar gibi.
Postane sırası, saatlerce beklerken, o yıllarda PTT memurlarının yüzündeki sabırlı ifadeyi hatırlattı bana. 45 dakika sonra, sıram geldiğinde cebimdeki eski not defterini gösterdim, ama memur "Yeniden mi unuttun teyze?" dedi, gülümseyerek. O an, şifreyi saklamak için deftere yazdığım kekik reçetelerinin yanına not aldığımı fark ettim, ama bu sefer akıllı telefonuma güvenmiştim, tabii ki işe yaramadı. Şifreyi alırken, eski günlerin o basit kâğıt belgelerini düşündüm, artık her şey gibi bu da bir kriz haline gelmişti. İzmir'in o sıcak sokaklarında yürürken, eve dönüp fesleğenlerimi suladım, sanki her şey normale dönmüş gibi. Bu unutkanlıklar, hayatın akışında birer anı bırakıyor, tıpkı aktar tezgahındaki otlar gibi.
00