Kredi kartı borcuyla tanışmam 2016 İstanbul’da, Vodafone Park’ın açılış maçının biletini görünce oldu. “Bir kere gidilir, ne olacak ki?” dedim, karttan bastım. Sonrası çorap söküğü gibi geldi. Maç biletiyle başladım, stada giderken yolda karnım acıktı, burger menü de karttan, sonra forma lazım dedim, onu da karttan. Limiti görmeden alışveriş yapan biriysen, borcun SMS’le hatırlatılınca “Hangi ara bu kadar olmuş?” şaşkınlığına giriyorsun. Banka bildiğin kartı kullanmam için bana motivasyon konuşması yapıyor, “Limitiniz arttı, sizi tebrik ederiz” diyor, sanki maraton bitirmişim gibi.
Bir ara borç 4000 TL’yi gördü, “Bu asgariyi öderim, faiz de aman ne olacak?” kafasındaydım. Sonra bir sabah, gelen hesap özetine bakınca soğuk ter döktüm. “Ben para harcamadım ki, harcadım mı?” sorgulaması başlıyor. Mağazadan alınan kramponun ödemesiyle, nisan ayında hâlâ uğraşıyor olmak iç acıtıyor. Kendi çapımda radikal bir karar aldım; kartı bilgisayar kasasının arkasına sakladım, ulaşması bayağı zor. Nakit taşımaya başladım, AVM’de 200 TL’yi geçince “Daha çok lazım mı gerçekten?” diyorsun. O kartın yokluğunda, markette gereksiz atıştırmalık sayısı yüzde 80 düştü.
Bir de borcun içinden çıkmak için ek iş denemelerim oldu. 2018 yazı, Kadıköy’de tribün atkısı satışı yaptım, akşamları eve dönünce elde edilen 70 lirayı direk borca gömüyordum. O dönem bankaların “kart borcunu taksitlendir” önerisini denedim ama her ay kestiği faizi görünce, sanki bana “Sen harca, ben kazanayım” diyorlar gibi hissediyorsun. Gerçekten kartı ortadan kaldırıp, harcamaları gözle görünür hale getirince bir noktadan sonra borcun yükü hafifliyor. Artık kartı açınca “Limitiniz arttı” mesajı gelirse sadece gülerim.
Bir ara borç 4000 TL’yi gördü, “Bu asgariyi öderim, faiz de aman ne olacak?” kafasındaydım. Sonra bir sabah, gelen hesap özetine bakınca soğuk ter döktüm. “Ben para harcamadım ki, harcadım mı?” sorgulaması başlıyor. Mağazadan alınan kramponun ödemesiyle, nisan ayında hâlâ uğraşıyor olmak iç acıtıyor. Kendi çapımda radikal bir karar aldım; kartı bilgisayar kasasının arkasına sakladım, ulaşması bayağı zor. Nakit taşımaya başladım, AVM’de 200 TL’yi geçince “Daha çok lazım mı gerçekten?” diyorsun. O kartın yokluğunda, markette gereksiz atıştırmalık sayısı yüzde 80 düştü.
Bir de borcun içinden çıkmak için ek iş denemelerim oldu. 2018 yazı, Kadıköy’de tribün atkısı satışı yaptım, akşamları eve dönünce elde edilen 70 lirayı direk borca gömüyordum. O dönem bankaların “kart borcunu taksitlendir” önerisini denedim ama her ay kestiği faizi görünce, sanki bana “Sen harca, ben kazanayım” diyorlar gibi hissediyorsun. Gerçekten kartı ortadan kaldırıp, harcamaları gözle görünür hale getirince bir noktadan sonra borcun yükü hafifliyor. Artık kartı açınca “Limitiniz arttı” mesajı gelirse sadece gülerim.
00