Yanlış meslek seçiminin bedelini ilk kez 2016'da İstanbul Maslak'taki bir plaza ofisinde hissettim. Ajans işi, güya dijital pazarlama yapıyorum ama sabahtan akşama Google Ads tablosuna bakmaktan başım dönüyordu. Müdür rapor istiyor, müşteri "neden sıralamada düşmüşüz" diye arıyor, ben de o sırada LinkedIn'den girişimcilik haberleri okuyor, hayal kuruyorum. Her ayın 5'inde maaş yatınca üç gün seviniyorum, dördüncü gün yine "burada ne işim var" duygusu başlıyor. 2018'de cesaret edip bırakınca esas bedeli gördüm: Yıllarca kendimi tanımadan başkalarının doğruları için sabah 7 metrobüsünde sürüklenmek. O dönem gerçek ilgim dijital ürün geliştirmekmiş, bunu ancak sonradan anladım. Bir startup hackathonunda ekip bulup minik bir uygulama çıkarınca kendime ilk defa "doğru yerdeyim" hissi geldi. Şimdi geriye bakınca, sevmediğin bir işte yıllarca zaman geçirmek, en pahalısı para değil, iç huzurdan gidiyor.
00