Yanlış meslek seçiminin bedeli bana hep ay sonu kredi kartı ekstresi gibi geliyor, ne zaman açsam içim sıkılıyor. 2013’te İstanbul’da ekonomi okumaya başladım, aile baskısı, “İleride iyi işin olur.” İyi iş dedikleri, Şişli’de plastik sandalye üzerinde sabit ekrana bakmak, çayla hayatta kalmaya çalışmak. Mezun olunca ilk işim Kadıköy’de küçük bir finans firmasında, sabah 9 akşam 7, maaş asgari, patronun kahvesi filtreli. Ben de her gün öğlen yemeğinde zincir dönercide 22 TL’ye tavuk döner yedim, üstüne ayran içmeye bile para yetmez. Halbuki lise yıllarında en çok kebap ustalarının arkasında durup etin nasıl piştiğini izlemeyi severdim. Ailem “Garsonluk mu yapacaksın?” diye dalga geçerdi. Şimdi işten eve dönerken Beşiktaş’ta kokoreççide sırada beklerken içimden hep aynı soru geçiyor: “Acaba o tezgahın arkasında olsam daha mı mutlu olurdum?” Meslek seçimi pişmanlığı, insanın her gün kendiyle kavgası.
00