Geçen hafta Kadıköy’de, üç kuruşa mutluluk ararken kendimi balıkçının önünde buldum. Hamsinin kilosu uçmuş, midye hala 10 lira. İki midye, bir çeyrek limon, plastik tabakta sokakta dikilerek yedim. Yanımdan geçen biri, “Aç mısın?” diye bakıyor, kim aç değil ki artık. Eve dönünce marketten alınan pahalı çikolatadan minik bir kare kestim, üstüne de eski Türk filmi açtım. Lüks restoranlarda yenmeyen keyfi o an buluyorum, faturası da yok. Zaten başka çare kalmadı; azla yetinmek artık bir meziyet değil, mecburiyet. Ama minik anlar, inadına tatlı.
00