Benim için pazartesi sendromu 2017’de İstanbul Levent’te bir plazada başladı. Pazar 19.00’da mail yağmuruna yakalanmaya başladığım an, içimde bir yorgunluk hissi oturuyor. O toplantıdan o sunuma koşarken, hafta sonu Cumartesi sabahı 11’deki kahvaltım bile anlamını yitiriyordu. Özellikle özellikle müdürün “haftaya konuşalım” dediği şeylerin hep pazartesi 09.00’da patlamasını hâlâ anlamıyorum. O dönem Starbucks’ın kartı cebimdeydi, her pazartesi bir americano siparişiyle hayata göz kırpma çabasındaydım. Hiçbir zaman o ilk yudumda uyanmadım. Pazartesi sendromu, ofis camından gökdelenlere bakıp “birileri bunu gerçekten isteyerek mi yaşıyor” sorusunu sormaktır bence.
00