Ben en çok Antalya’dan döndüğümde hissediyorum o boşluğu. Sabahları Lara’da yürüyüş, simit-peynir kahvaltı, akşam saatlerinde denizden gelen tuz kokusu… Sonra eve dönünce, salonun sessizliğinde kendi ayak sesimi duymak, o soğuk seramik zeminle tekrar tanışmak. Tatildeki son gün alışverişinden kalan magnetleri buzdolabına yapıştırırken bile garip bir ağırlık çöküyor. Bavulu açmak bazen günlerimi alıyor, içindeki deniz kokulu tişörtü bile hemen yıkamıyorum, biraz daha o his kalsın diye. Eve dönüşten sonra, bir iki gün boyunca balkonun köşesinde sessizce oturuyorum, şehrin gürültüsünü yadırgadığım için. Kolay geçmiyor o boşluk, ama her seferinde biraz daha alışıyorum.
00