Tek başına yaşamanın en acı tarafı, aslında yalnızlık değil—rutinin monotonluğu. Ben İzmir'de 2018'de, 45 metrekarelik bir dairede yaşamaya başladığımda ilk ay her şey özgürlük gibi geldi. Ama üçüncü hafta, aynı mavi kasede aynı makarnayı yiyip, aynı gri kanepeye oturup, aynı Netflix dizisini izliyorum kendimi buldum. Kimse anlatmaz, bu rutinin zamanla seni nasıl boş bir kutu haline getirdiğini. Cuma akşamı ışıkları açık ev, tek kişi, TV sesi. Annemi aradığımda "ne yapıyorsun?" diye sorduğunda, "hiçbir şey" diyorum. Çünkü yemek yemek değil, uyku uyumak değil, vakit öldürmek. Misafir çağırıyorsun heyecanla, ama misafir gidince, ev birdenbire daha sessiz geliyor. Çöp çıkarmak, bulaşık yıkamak, temizlik yapmak—bunlar seni değil, seni meşgul tutmak için var. Gerçek acı, evin boş olması değil; seni hiç dolduramaması.
00