Mimarlık okulu bitirme projesi için bir stüdyoda çalışmayı reddettiğim 2010 kışını hâlâ düşünüyorum. Antalya'da, küçük bir ofisti vardı, aylığı 400 liraydı. "Şehirde ne işim var, İstanbul'a gideyim" dedim, metroda kaybolmak daha prestijli geldi bana. O stüdyoda kalan arkadaşım, 15 yıl sonra Antalya'nın en tanınan mimarlarından biri oldu, şehri kendi elleriyle inşa etti. Ben ise İstanbul'da başkasının projelerinin üzerinde çalışıp, hep başkasının vizyonunu hayata geçirdim. O zamanki korkaklığım, bugün bir pişmanlık değil, bir kayıptır. Mimarların şehirle kurduğu ilişkiye sahip olamadığım, kendi şehrimi tasarlamayan biri oldum.
00