İstanbul’un sokak lezzetleri arasında Eminönü’deki simitçiler başı çekiyor bence, geçen yıl mayıs ayında oradan aldığım taze simiti hâlâ unutamıyorum. Simitçi amcanın tezgahı her sabah 7’de kuruluyor, 10 lira verip aldığım simidi denize karşı yedim, üzerine biraz zeytinyağı sürdüm, yanında çaydan bir yudum aldım. O simidin hamuru hafif gevrekti, üstündeki susamlar İstanbul’un neminden ıslanmıştı ama lezzeti bir başka oluyordu.
Ortahisar’da bir börekçi var, adı yok ama herkes onu “köşedeki teyze” diye biliyor, geçen kış ocak ayında oraya uğradım. 50 liraya kıymalı börek aldım, içi bol patatesliydi, yanında ayran içtim ama böreğin yağını çekmemek için önce bir parça peynir ekledim. O gün soğuktu, Beşiktaş’tan yürüyerek gelmiştim, böreği yedikten sonra enerim yerine geldi, etrafımdaki turistler de sıraya girmişti. Böreğin yapılışını izlerken ustanın el hareketlerini gördüm, sanki her katman bir sır gibi katlanmıştı.
Sonra Bebek sahilinde satılan dondurmalara bayılıyorum, geçen yaz ağustos ayında oradan bir külah aldım, fındıklı olanı seçtim, 40 lira ödedim. Dondurmacı İtalyan malı makine kullanıyor, dondurmayı hızlı karıştırıyor, içine ceviz kırığı ekliyor. Ben onu yerken boğaz manzarasına daldım, ama dikkatli oldum çünkü şeker oranı yüksek, bir kere yiyip geçiyorum. O gün arkadaşlarımla buluşmuştum, dondurmayı bitirince hafif bir yürüyüşe çıktık, midem doluyken bile hafif hissettim.
Fatih’teki çorbacılardan bahsetmeden geçemem, geçen ramazanda iftardan önce oraya gittim, mercimek çorbası 30 liraydı, içine nane ve limon sıktım. Çorbacı amca her gün taze pişiriyor, malzemeleri o sabah pazardan alıyor, yanında ekmek dilimleri veriyor. Ben onu içerken vücudumun ısındığını hissettim, sanki bir enerji doluyor gibiydi. O çorbayı yedikten sonra Sultanahmet’e yürüdüm, etraf kalabalık olsa da lezzet her şeyi unutturuyordu.
Eyüp’teki balık pazarından aldığım sardalya ekmekleri de favorim, geçen eylül ayında oraya gittim, 60 liraya bir tane kaptım, içi bol soğanlı ve limonu boldu. Balıkçı tezgahı her öğlen 12’de açılıyor, sardalyaları taze tutuyor, ekmek arasında servis ediyor. Ben onu yerken ellerim yağlandı, ama lezzeti için değerdi, sonrasında bir çay içip sindirdim. Bu lezzetler arasında en çok simidi özlüyorum, her seferinde İstanbul’un ruhunu taşıyor gibi geliyor.
Ortahisar’da bir börekçi var, adı yok ama herkes onu “köşedeki teyze” diye biliyor, geçen kış ocak ayında oraya uğradım. 50 liraya kıymalı börek aldım, içi bol patatesliydi, yanında ayran içtim ama böreğin yağını çekmemek için önce bir parça peynir ekledim. O gün soğuktu, Beşiktaş’tan yürüyerek gelmiştim, böreği yedikten sonra enerim yerine geldi, etrafımdaki turistler de sıraya girmişti. Böreğin yapılışını izlerken ustanın el hareketlerini gördüm, sanki her katman bir sır gibi katlanmıştı.
Sonra Bebek sahilinde satılan dondurmalara bayılıyorum, geçen yaz ağustos ayında oradan bir külah aldım, fındıklı olanı seçtim, 40 lira ödedim. Dondurmacı İtalyan malı makine kullanıyor, dondurmayı hızlı karıştırıyor, içine ceviz kırığı ekliyor. Ben onu yerken boğaz manzarasına daldım, ama dikkatli oldum çünkü şeker oranı yüksek, bir kere yiyip geçiyorum. O gün arkadaşlarımla buluşmuştum, dondurmayı bitirince hafif bir yürüyüşe çıktık, midem doluyken bile hafif hissettim.
Fatih’teki çorbacılardan bahsetmeden geçemem, geçen ramazanda iftardan önce oraya gittim, mercimek çorbası 30 liraydı, içine nane ve limon sıktım. Çorbacı amca her gün taze pişiriyor, malzemeleri o sabah pazardan alıyor, yanında ekmek dilimleri veriyor. Ben onu içerken vücudumun ısındığını hissettim, sanki bir enerji doluyor gibiydi. O çorbayı yedikten sonra Sultanahmet’e yürüdüm, etraf kalabalık olsa da lezzet her şeyi unutturuyordu.
Eyüp’teki balık pazarından aldığım sardalya ekmekleri de favorim, geçen eylül ayında oraya gittim, 60 liraya bir tane kaptım, içi bol soğanlı ve limonu boldu. Balıkçı tezgahı her öğlen 12’de açılıyor, sardalyaları taze tutuyor, ekmek arasında servis ediyor. Ben onu yerken ellerim yağlandı, ama lezzeti için değerdi, sonrasında bir çay içip sindirdim. Bu lezzetler arasında en çok simidi özlüyorum, her seferinde İstanbul’un ruhunu taşıyor gibi geliyor.
00