Benim evde Türk kahvaltısı dediğin şey, hafta içi hızlıca ekmek arası beyaz peynir ve siyah çaydan ibaret. 2023 Nisan’ında, İstanbul’da ev taşırken, karton kutuların arasında yaptığım kahvaltıda sadece eski kaşar, ucuz zeytin ve Carrefour’dan alınmış tost ekmeği vardı. Instagram’da gördüğüm serpme kahvaltı masalarını görünce, kendi tabaklarımdaki boşluğu daha iyi anladım. Sanki her sabah on çeşit reçel, üç tür zeytin, pastırmalı yumurta, kaymak, bal, sigara böreği, gözleme… Liste sonsuz. Ama benim için gerçek kahvaltı, çoğu zaman çay ve iki dilim domatesten fazla değil.
Geçen yıl Küçükyalı’da, kiralık daire ararken, emlakçıyla sabah buluştum. Adam, “Kahvaltı ettin mi?” diye sordu. Ettim dedim, yalan. O sabah sadece hazır filtre kahve ve Eskişehir’den gelen bayat simidi yedim. Evin mutfağında gördüğüm boş kavanozlar bana, sosyal medyadaki o abartılı kahvaltı sofralarının gerçekte ne kadar nadir olduğunu tekrar hatırlattı. Ankara’da yaşarken de değişmiyordu. Marketten alınan 200 gram Ezine peyniri, beş tane siyah zeytin ve bardakta demli çay. Arkadaşlarda toplansak bile, serpme kahvaltının adı var, kendisi yok. Çoğu zaman, market poşetinden çıkanlar masaya diziliyor, en fiyakalı ürün belki Pınar labne oluyor.
Bir kere Kadıköy’de Moda’da bir kafede, 220 liralık serpme kahvaltı denedim. Masaya on iki tabak geldi. Balın tadı market balı, zeytinler sıradan, domatesler kış ortası tatsız. O tabakların yarısı ellemeden gitti. Evde yapsam, en fazla üç çeşit olurdu, o da pazar gününe özel. 30 yaşındayım, bugüne kadar kendi evimde bal-kaymak ikilisini iki defa gördüm. Birinde, annem Çanakkale’den bal getirmişti, öbüründe de, komşu kahvaltıya çağırdı.
Bana göre Türk kahvaltısı, sosyal medya ve kafeler sayesinde bambaşka bir yere çekildi. Özellikle taşınma sürecinde ya da evde yalnız kalınca, kahvaltı dediğin şeyin en lüks hali tost makinesinde ekmek ısıtmak. 2022 yazında, Üsküdar’da taşındıktan sonraki ilk hafta, mutfakta tek tabak, iki çatal vardı. Kahvaltı dediğin, Migros’tan alınan tam buğday ekmeği ve dilimlenmiş domates. O abartılı sofra, bana göre özel misafir ya da bayramlara kalıyor.
Kahvaltı masalarında aranan o çeşitlilik çoğu zaman hayal ürünü. Gördüklerimle yaşadıklarım arasında dağlar var. En samimi Türk kahvaltısı, belki bir dilim beyaz peynir, birkaç tane zeytin ve sıcak çay. Gerisi fotoğraf için.
Geçen yıl Küçükyalı’da, kiralık daire ararken, emlakçıyla sabah buluştum. Adam, “Kahvaltı ettin mi?” diye sordu. Ettim dedim, yalan. O sabah sadece hazır filtre kahve ve Eskişehir’den gelen bayat simidi yedim. Evin mutfağında gördüğüm boş kavanozlar bana, sosyal medyadaki o abartılı kahvaltı sofralarının gerçekte ne kadar nadir olduğunu tekrar hatırlattı. Ankara’da yaşarken de değişmiyordu. Marketten alınan 200 gram Ezine peyniri, beş tane siyah zeytin ve bardakta demli çay. Arkadaşlarda toplansak bile, serpme kahvaltının adı var, kendisi yok. Çoğu zaman, market poşetinden çıkanlar masaya diziliyor, en fiyakalı ürün belki Pınar labne oluyor.
Bir kere Kadıköy’de Moda’da bir kafede, 220 liralık serpme kahvaltı denedim. Masaya on iki tabak geldi. Balın tadı market balı, zeytinler sıradan, domatesler kış ortası tatsız. O tabakların yarısı ellemeden gitti. Evde yapsam, en fazla üç çeşit olurdu, o da pazar gününe özel. 30 yaşındayım, bugüne kadar kendi evimde bal-kaymak ikilisini iki defa gördüm. Birinde, annem Çanakkale’den bal getirmişti, öbüründe de, komşu kahvaltıya çağırdı.
Bana göre Türk kahvaltısı, sosyal medya ve kafeler sayesinde bambaşka bir yere çekildi. Özellikle taşınma sürecinde ya da evde yalnız kalınca, kahvaltı dediğin şeyin en lüks hali tost makinesinde ekmek ısıtmak. 2022 yazında, Üsküdar’da taşındıktan sonraki ilk hafta, mutfakta tek tabak, iki çatal vardı. Kahvaltı dediğin, Migros’tan alınan tam buğday ekmeği ve dilimlenmiş domates. O abartılı sofra, bana göre özel misafir ya da bayramlara kalıyor.
Kahvaltı masalarında aranan o çeşitlilik çoğu zaman hayal ürünü. Gördüklerimle yaşadıklarım arasında dağlar var. En samimi Türk kahvaltısı, belki bir dilim beyaz peynir, birkaç tane zeytin ve sıcak çay. Gerisi fotoğraf için.
00