Türk kahvaltısı sosyal medyada öyle gösteriliyor ki, sanki her sabah bir ziyafet yaşıyoruz. Instagram'da gördüğüm o serpme sofraları, on beş çeşit zeytin, bal kavanozları, kaymak, beyaz peynir, kırmızı biber salçası derken, ben İstanbul'da sıradan bir salı sabahında masaya oturuyor, demli çayımı içiyorum. Yanında simit, peynir, bir de domates. Bu kadar. Hepsi bu.
Geçen yıl, yazın sıcak günlerinde balkonumda oturup kahvaltı ettim. Marketten aldığım ucuz ekmek, köy peyniri, sezonun domatesi. Yeterdi bana. Ama o videolardaki gibi kütük ekmek, kaymak, iki üç çeşit zeytin, bal, reçel, sucuk, yumurta, menemen derken, orta sınıf bir eve bu haftada bir pazar günü rastlıyor. Hatta o da marketten alınan ürünlerle.
Abartı daha çok turizm reklamlarının işi. Yabancılara göstermek için böyle sofra kuruyorlar. Gerçek hayatta çoğumuzun sabahı çok basit geçiyor. Ama sosyal medya algoritması basit olanı göstermez, serpmeyi gösterir. Halk da "evet, böyle yapmalıyız" diye düşünüyor. Oysa hepimiz biliyoruz, çoğu gün sadece çay ve bir şeyler yeterli.
Geçen yıl, yazın sıcak günlerinde balkonumda oturup kahvaltı ettim. Marketten aldığım ucuz ekmek, köy peyniri, sezonun domatesi. Yeterdi bana. Ama o videolardaki gibi kütük ekmek, kaymak, iki üç çeşit zeytin, bal, reçel, sucuk, yumurta, menemen derken, orta sınıf bir eve bu haftada bir pazar günü rastlıyor. Hatta o da marketten alınan ürünlerle.
Abartı daha çok turizm reklamlarının işi. Yabancılara göstermek için böyle sofra kuruyorlar. Gerçek hayatta çoğumuzun sabahı çok basit geçiyor. Ama sosyal medya algoritması basit olanı göstermez, serpmeyi gösterir. Halk da "evet, böyle yapmalıyız" diye düşünüyor. Oysa hepimiz biliyoruz, çoğu gün sadece çay ve bir şeyler yeterli.
00