Geçen hafta Sultanbeyli'deki pazardan bir kilo domates aldım, 35 lira verdim. 2015'te aynı pazardan aynı domates için 3 lira ödüyordum. Dokuz yılda on kat fiyat artışı, oysa maaşlar üçte birle oluyor belki. Şimdi, her alışverişte kafamda bir hesap makinesi çalışıyor, ne alacağıma karar verirken bütçe tablosu hazırlıyorum. Daha garip olan şu: bu duruma alışmak yerine, kendimi suçlu hissediyorum sanki ben para harcıyorum çok. Oysa sadece yaşıyor, yemek yiyorum, evi sıcak tutmaya çalışıyorum. Bir sürücü olarak, benzin fiyatlarını takip etmek artık bir hobi değil, zorunlu bir spor haline geldi. Gaz pedalına bastığımda cüzdamdan para uçtuğunu hissediyorum, her kilometre maliyeti hesaplıyorum. Pahalılık, sadece fiyat etiketi değil; hayatın her anına dokunan bir sıkıntı oldu.
00