Adana’da yaz akşamı balkonda oturuyoruz, 1964 doğumlu babam, ben ve ablamla beraber. Babam “Bizim zamanımızda telefon falan yoktu, bisiklet alana kadar köyde yıl geçti” diye anlatıyor. Ben ona geçen hafta internetten nasıl parça siparişi verdiğimi, kargodan ürünü takip ettiğimi anlatıyorum, yüzünde tuhaf bir ifade. “Bunlar kolaylık değil, tembellik” diyor. Şimdi ben Adana sıcağında markette sıra beklemeye üşeniyorum, uygulamadan sipariş veriyorum, siparişi getiren çocuğa babam acıyor, “Yazık, gençler çalışıyor!” diye söyleniyor. Ben de diyorum ki, “Eskiden herkes tarlada mı çalışıyordu? Şimdi herkesin işi farklı.” O anda annem araya giriyor, “Siz de çok konuşuyorsunuz, eskiden misafir gelince televizyon bile açılmazdı.” Vallahi her konuda bir eskiye övgü, bize laf. Bazen sinirleniyorum ama uzun süre darılamıyorum, çünkü günün sonunda sofrada aynı çaydanlığı paylaşıyoruz. Kuşak çatışmasında ben artık kavga etmiyorum, sarkastik cevap verip çayımı yudumluyorum.
00