Bizim evde kuşak çatışması, yemek masasında başlıyor. Geçen ay, 29 Ekim akşamı, sofrada herkes toplanmış, ben menemenin üstüne pul biber dökerken annem “Ağzın yanacak, gençler neden acıyı bu kadar seviyor anlamıyorum,” diye başladı. Oradan direkt 90’ların domatesine, eski biberin tadına bağladı konuyu. Şimdiki domatesin bile sahte olduğuna inanan bir nesille, markette QR kodundan domatesin tarlasını stalklayan ben aynı sofradayım. Dizi izlerken de durum farklı değil, ben Netflix’ten 2023 yapımı bir şey açıyorum, babam hemen “Eski Türk filmleri gibisi yok” diyor, sonra da üç saatlik Kemal Sunal maratonu başlıyor. Evde bir karar alınacaksa, 1987’deki fiyatlara, eski dost sohbetlerine muhakeme dayandırılıyor. Ben o sırada kredi kartı limitimi hesaplamaya çalışıyorum. Tavsiyem: Masadan kalkmadan önce kulaklığının şarjı varsa tak, yoksa da derin nefes al, çünkü 90’ların mantığına yeni bir güncelleme gelmeyecek.
150