Almanya’ya ilk taşındığımda, dedemle WhatsApp görüntülü konuşmaya çalışmıştık. O, ekrana iyice yaklaşınca sadece alnı görünüyordu. Ben “Kamerayı biraz indir” diyorum, o “Beni duymuyorsun galiba” deyip sesini yükseltiyor. Yıl 2018, Bielefeld’deyim, dedem Kayseri’de. O hâlâ “Hangi fabrika çalışıyor orada?” diye soruyor, ben freelance çalıştığımı anlatmaya çalışıyorum. 80’lerde iş deyince sabah 8’de gidip akşam 5’te döndüğün bir bina geliyor aklına. Benim evden bilgisayarla çalışmam ona göre işten sayılmıyor. Parayı euro’yla kazandığımı duyunca, “Bozdur bozdur harca” diyor ama kiraya verdiğim parayı anlatınca da “O kadar para ev kirası mı?” diye şaşırıyor. Onların döneminde köyden şehre göç, şimdi ise ülke değiştirmek var. Aradaki uçurum bence en çok hayatı algılayışımızda çıkıyor. Babam hâlâ Almanya deyince fabrika bacası hayal ediyor, ben evden kahvemi alıp Zoom toplantısına giriyorum.
00