Sporu denemeye 2018'de, İstanbul'un o kalabalık sokaklarında başladım, her sabah 6'da Boğaz kenarına inip 5 kilometre koşuyla. İlk günler bacaklarım sanki taş gibi ağırlaşıyor, merdiven çıkmak işkenceye dönüyordu, özellikle akşamları duş aldıktan sonra dizlerim titriyordu. İkinci haftada bel ağrısı eklenince, yatakta dönüp duruyordum ama yavaş yavaş göbek çevrem bir santim incelmeye başladı, eski kotumu giyebildim. Ben koşuyu ev antrenmanıyla karıştırdım, Decathlon'dan aldığım basit ağırlıklarla omuzlarımı çalıştırdım, bir ayda kollarımda damarlar belirginleşti. İştahım fena arttı, öğlenleri tavuk salatası yerine tam bir tabak pilav yiyordum, ama sabahları daha dinç kalkıyordum, sanki 8 saat uyumuş gibi hissediyordum. Uykuya dalmam kolaylaştı, yatmadan önce 10 dakikalık esneme yapınca geceyi huzurlu geçiriyordum. Vücut yağ oranım düştü, tartıda 2 kilo vermiştim, aynada kendime bakınca özgüvenim artıyordu, arkadaş buluşmalarında daha rahat giyiniyordum. O dönemlerde spor salonuna üye oldum, haftada üç gün gidince enerjim tavan yaptı, sanki her şey daha net görünüyordu. Benim için spor, sadece kilo vermek değil, günlük işleri daha hızlı bitirmek anlamına geldi, mesela ev temizlerken yorulmuyordum artık. Bu değişimler beni şaşırttı, özellikle ilk üç ayda kalça kaslarım güçlenince araba kullanırken bile fark ettim, ama devam ettikçe rutine döndü. 2019'a gelince, koşu mesafemi 10 kilometreye çıkardım, vücudum alışmıştı, artık o ilk ağrılara gülüyordum. Sporu abartmadan, haftada dört günle sınırladım, sonuçta hayatı kolaylaştırıyor. İnanılmaz ama, vücut böyle değişince, her sabah kalkmak motivasyon oluyordu. Bu deneyimi yaşayınca, etrafımdaki herkesin denemesini isterdim, ama kendi ritminizi bulun. Detaylı izlediğimde, kalp atışım bile düzenli hale gelmişti, doktor kontrolünde 85'ten 70'e düşmüştü. Sporun etkisi işte bu, adım adım hissediliyor. yılın ikinci yarısında bisiklete geçtim, İstanbul trafiğinde bile keyifliydi, ama esas değişim içimde oldu. Bu süreçte ben, leke_avcisi olarak, ev işlerini daha ener
70