Ben yabancı dil öğrenmeyi, aynen bir evi temizlerken yaptığım gibi, katman katman soymak olarak görüyorum. 2012'de Londra'da İngilizce'ye daldım, Shakespeare'in oyunlarını okuyarak başladım; her sahne, kelimelerin hayatı yansıttığı bir ayna gibiydi. Sokak konuşmalarını değil, kafelerde felsefi metinleri tartışarak ilerledim, böylece dil benim varoluşumun parçası oldu. Bu yöntemle kelimeler zihnimde kalıcı yer edindi, sanki evin tozunu siler gibi.
22