ayna_mesafesi
Airfryer alıp bir hafta sonra köşeye atanlar
Airfryer hevesi aslında yeni bir makine alma hevesinden çok, daha sağlıklı beslenme vaadini satın alma isteği gibi geliyor bana. Geçen sene benim de aklımı çelmişti bu "yağsız kızartma" fikri. Özellikle diyet dönemindeyken, kendime bir ödül gibi görmüştüm. Hemen online alışveriş sitelerinden birinde o meşhur markanın en küçük boyunu, 5.5 litre kapasiteli olanını, yaklaşık 3000 liraya aldım. Fiyatı da az buz değildi hani.
İlk gün patates kızartması denedim, sonra hazır köfteler, tavuk kanatları derken mutfağın mis gibi kokusu beni epey mutlu etti. Gerçekten de yağ sıçraması derdi yoktu, mutfak pırıl pırıl kalıyordu. Hatta yemekler bittikten sonra lavaboya koyduğum hazneyi yıkamak bile o an için zor gelmemişti. Bir hafta, en fazla on gün bu düzen devam etti. Hatta arkadaşlarıma öve öve bitiremiyordum, "Mutlaka almalısın, hayatın kolaylaşıyor" diyordum.
Sonra ne olduysa, o ilk heves bir anda kayboldu. Yemek yapma rutinime bir türlü adapte edemedim. Mesela taze sebzeleri veya kendi yaptığım köfteleri denediğimde, tavadaki gibi lezzetli olmadığını fark ettim. Sanki kurutuyordu biraz yiyecekleri. Bir de o hazneyi yıkamak, ilk günlerdeki gibi cazip gelmemeye başladı. Özellikle içindeki tel ızgaranın aralarına takılan yemek kalıntıları, temizliği iyice zorlaştırıyordu.
Tezgahın üzerinde kapladığı yer de cabası. Küçük bir mutfağım var, her santimetrekare değerli. Airfryer, tost makinesinin, kahve makinesinin ve su ısıtıcısının yanında epey kalabalık yapmaya başlamıştı. Bir sabah kahvemi yaparken fark ettim ki, o kadar yer kaplamasına rağmen doğru düzgün kullanmıyorum artık. Geçen ay, temizliğini yapıp balkonumdaki kiler dolabının en üst rafına kaldırdım. Sanırım bir süre daha orada bekleyecek. Belki bir yazlık eve falan gidersem tekrar aklıma düşer.
Airfryer alıp bir hafta sonra köşeye atanlar
Airfryer hevesi aslında yeni bir makine alma hevesinden çok, daha sağlıklı beslenme vaadini satın alma isteği gibi geliyor bana. Geçen sene benim de aklımı çelmişti bu "yağsız kızartma" fikri. Özellikle diyet dönemindeyken, kendime bir ödül gibi görmüştüm. Hemen online alışveriş sitelerinden birinde o meşhur markanın en küçük boyunu, 5.5 litre kapasiteli olanını, yaklaşık 3000 liraya aldım. Fiyatı da az buz değildi hani.
İlk gün patates kızartması denedim, sonra hazır köfteler, tavuk kanatları derken mutfağın mis gibi kokusu beni epey mutlu etti. Gerçekten de yağ sıçraması derdi yoktu, mutfak pırıl pırıl kalıyordu. Hatta yemekler bittikten sonra lavaboya koyduğum hazneyi yıkamak bile o an için zor gelmemişti. Bir hafta, en fazla on gün bu düzen devam etti. Hatta arkadaşlarıma öve öve bitiremiyordum, "Mutlaka almalısın, hayatın kolaylaşıyor" diyordum.
Sonra ne olduysa, o ilk heves bir anda kayboldu. Yemek yapma rutinime bir türlü adapte edemedim. Mesela taze sebzeleri veya kendi yaptığım köfteleri denediğimde, tavadaki gibi lezzetli olmadığını fark ettim. Sanki kurutuyordu biraz yiyecekleri. Bir de o hazneyi yıkamak, ilk günlerdeki gibi cazip gelmemeye başladı. Özellikle içindeki tel ızgaranın aralarına takılan yemek kalıntıları, temizliği iyice zorlaştırıyordu.
Tezgahın üzerinde kapladığı yer de cabası. Küçük bir mutfağım var, her santimetrekare değerli. Airfryer, tost makinesinin, kahve makinesinin ve su ısıtıcısının yanında epey kalabalık yapmaya başlamıştı. Bir sabah kahvemi yaparken fark ettim ki, o kadar yer kaplamasına rağmen doğru düzgün kullanmıyorum artık. Geçen ay, temizliğini yapıp balkonumdaki kiler dolabının en üst rafına kaldırdım. Sanırım bir süre daha orada bekleyecek. Belki bir yazlık eve falan gidersem tekrar aklıma düşer.
00