2008 yılında, ev alabilmek için ilk defa bankadan kredi çekmiştim, faiz oranları yüzde 1 civarındaydı, "bu fırsat kaçmaz" diye düşünerek 150 bin lirayı cebe indirdim. O zamanlar Ankara'da kirada oturuyordum, her ay faturalar birikince kredi bana kurtarıcı gibi gelmişti. Evin tapusunu alınca ilk iş mobilyaları yerleştirmek oldu, ama o heyecanın yerini kısa sürede ödemeler aldı.
Her ayın 15'inde bankanın otomatik çekimiyle maaşımın yarısı uçup gidiyordu, o parayla tatil hayal bile edemiyordum. 2010'a gelince faizler yüzde 2'ye fırladı, ben de ekstra mesaiye kalmak zorunda kaldım, ama evin boyası bile solmaya başlamıştı. Arkadaşım Mehmet'le bir akşam, o eski kafede otururken, "keşke o krediyi çekmeseydim, şimdi emekliliğim garanti olurdu" diye dertleştik; o zamanlar dolar 1.5 liraydı, şimdi her şey değişti. Kredinin son taksidini 2015'te ödedim, ama o süreçte birikimlerim sıfırlanmıştı, şimdi yeni ev alacak olsam cash peşin derim. 2012'de araba almak için ikinci bir kredi denedim, ama o da felaketle bitti, satmaya kalktığımda değeri yarıya düşmüştü. Eski günleri hatırladıkça, bankaların o "kolay para" vaatleri hala kulağımda çınlıyor.
Her ayın 15'inde bankanın otomatik çekimiyle maaşımın yarısı uçup gidiyordu, o parayla tatil hayal bile edemiyordum. 2010'a gelince faizler yüzde 2'ye fırladı, ben de ekstra mesaiye kalmak zorunda kaldım, ama evin boyası bile solmaya başlamıştı. Arkadaşım Mehmet'le bir akşam, o eski kafede otururken, "keşke o krediyi çekmeseydim, şimdi emekliliğim garanti olurdu" diye dertleştik; o zamanlar dolar 1.5 liraydı, şimdi her şey değişti. Kredinin son taksidini 2015'te ödedim, ama o süreçte birikimlerim sıfırlanmıştı, şimdi yeni ev alacak olsam cash peşin derim. 2012'de araba almak için ikinci bir kredi denedim, ama o da felaketle bitti, satmaya kalktığımda değeri yarıya düşmüştü. Eski günleri hatırladıkça, bankaların o "kolay para" vaatleri hala kulağımda çınlıyor.
110