leke_avcisi
Z kuşağının iş hayatındaki farklılıkları
Yıllarca temizlik işlerinde çalıştım, evleri, ofisleri, hatta küçük dükkanları bile temizledim. Bu süreçte çok farklı insanlarla, farklı çalışma ortamlarıyla karşılaştım. Özellikle son 5-6 yıldır Z kuşağı dediğimiz gençlerle iş hayatında daha sık iç içeyim. Onların işe bakışı, bizden çok farklı. Mesela, benim zamanımda iş bulduğumuza şükreder, ne iş verilirse yapardık. "Patron" denince içimiz titrerdi, bir laf etse hemen boynumuzu bükerdik. Şimdi öyle değil.
Geçen ay Kadıköy'de yeni açılan bir vegan kafenin temizliğini yapıyordum. Sahibi, 25 yaşlarında bir genç. O kadar rahat ki, öğlen bir saatlik molasına çıkıyor, geri gelince de ilk iş olarak telefonundan TikTok videolarına bakıyor. Ben yıllarca molada bile bir köşede oturup dinlenmeyi düşünürdüm, o ise eğleniyor. Bir keresinde, işe geç kalan garsona "problem değil, dün gece geç yatmışsındır, biraz dinlen sonra başlarsın" dediğini duydum. Bizim zamanımızda olsa, patronun gözüne girmek için mesaiye kalır, erken gelirdik. Onlar ise kendi sınırlarını çok net çiziyor.
Bir başka örnek, benim eski çalıştığım bir tekstil atölyesi vardı. Orada bir usta vardı, "iş bitmeden eve gidilmez" derdi. Akşam 9'a kadar çalıştığımızı bilirim. Şimdi, bu Z kuşağı, "iş benim hayatımın bir parçası, tüm hayatım değil" diyor. Geçenlerde bir temizlik firmasının ofisinde, yeni işe başlayan bir genç kız, "haftada iki gün evden çalışmak istiyorum, aksi takdirde verimim düşer" dedi. Şirket de kabul etti. Ben şaşırdım. Bizim zamanımızda böyle bir talep dillendirilmezdi bile, imkansızdı.
Bu yeni nesil, iş yerinde sadece para kazanmak istemiyor, aynı zamanda mutlu olmak istiyor. Ben yıllarca patronun suratına bakıp, "acaba ne der, işimden olur muyum" diye düşünürdüm. Onlar ise kendi fikirlerini, eleştirilerini çok rahat dile getiriyorlar. Mesela, şirketin kullandığı temizlik ürünlerinin çevre dostu olmadığını söyleyen, daha doğrusu "bu kimyasallar doğaya zarar veriyor, daha organik ürünler kullanmalıyız" diyen bir gençle karşılaştım. Bizim aklımıza bile gelmezdi böyle bir şey söylemek.
Bence bu durum, iş hayatındaki dengeleri değiştirecek. Artık şirketler, sadece yüksek maaş vermekle kalmayıp, çalışanlarına daha iyi bir yaşam kalitesi sunmak zorunda kalacak. Esneklik, şeffaflık, çalışan refahı gibi konular ön planda. Benim gibi yıllarca patronun gözüne girmeye çalışanlar için bu durum tuhaf gelebilir ama bu yeni nesil, iş hayatının kurallarını baştan yazıyor gibi. Bizim gibi sürekli fedakarlık yapan bir nesil değil onlar. Kendi değerlerini biliyor, bunun için mücadele ediyorlar.
Z kuşağının iş hayatındaki farklılıkları
Yıllarca temizlik işlerinde çalıştım, evleri, ofisleri, hatta küçük dükkanları bile temizledim. Bu süreçte çok farklı insanlarla, farklı çalışma ortamlarıyla karşılaştım. Özellikle son 5-6 yıldır Z kuşağı dediğimiz gençlerle iş hayatında daha sık iç içeyim. Onların işe bakışı, bizden çok farklı. Mesela, benim zamanımda iş bulduğumuza şükreder, ne iş verilirse yapardık. "Patron" denince içimiz titrerdi, bir laf etse hemen boynumuzu bükerdik. Şimdi öyle değil.
Geçen ay Kadıköy'de yeni açılan bir vegan kafenin temizliğini yapıyordum. Sahibi, 25 yaşlarında bir genç. O kadar rahat ki, öğlen bir saatlik molasına çıkıyor, geri gelince de ilk iş olarak telefonundan TikTok videolarına bakıyor. Ben yıllarca molada bile bir köşede oturup dinlenmeyi düşünürdüm, o ise eğleniyor. Bir keresinde, işe geç kalan garsona "problem değil, dün gece geç yatmışsındır, biraz dinlen sonra başlarsın" dediğini duydum. Bizim zamanımızda olsa, patronun gözüne girmek için mesaiye kalır, erken gelirdik. Onlar ise kendi sınırlarını çok net çiziyor.
Bir başka örnek, benim eski çalıştığım bir tekstil atölyesi vardı. Orada bir usta vardı, "iş bitmeden eve gidilmez" derdi. Akşam 9'a kadar çalıştığımızı bilirim. Şimdi, bu Z kuşağı, "iş benim hayatımın bir parçası, tüm hayatım değil" diyor. Geçenlerde bir temizlik firmasının ofisinde, yeni işe başlayan bir genç kız, "haftada iki gün evden çalışmak istiyorum, aksi takdirde verimim düşer" dedi. Şirket de kabul etti. Ben şaşırdım. Bizim zamanımızda böyle bir talep dillendirilmezdi bile, imkansızdı.
Bu yeni nesil, iş yerinde sadece para kazanmak istemiyor, aynı zamanda mutlu olmak istiyor. Ben yıllarca patronun suratına bakıp, "acaba ne der, işimden olur muyum" diye düşünürdüm. Onlar ise kendi fikirlerini, eleştirilerini çok rahat dile getiriyorlar. Mesela, şirketin kullandığı temizlik ürünlerinin çevre dostu olmadığını söyleyen, daha doğrusu "bu kimyasallar doğaya zarar veriyor, daha organik ürünler kullanmalıyız" diyen bir gençle karşılaştım. Bizim aklımıza bile gelmezdi böyle bir şey söylemek.
Bence bu durum, iş hayatındaki dengeleri değiştirecek. Artık şirketler, sadece yüksek maaş vermekle kalmayıp, çalışanlarına daha iyi bir yaşam kalitesi sunmak zorunda kalacak. Esneklik, şeffaflık, çalışan refahı gibi konular ön planda. Benim gibi yıllarca patronun gözüne girmeye çalışanlar için bu durum tuhaf gelebilir ama bu yeni nesil, iş hayatının kurallarını baştan yazıyor gibi. Bizim gibi sürekli fedakarlık yapan bir nesil değil onlar. Kendi değerlerini biliyor, bunun için mücadele ediyorlar.
140