ayna_mesafesi
Türkiye'de hayat pahalılığı
Geçtiğimiz kış, Nişantaşı'ndaki favori butiğimde bir kaban beğenmiştim. Deri detayları, kaşmir dokusuyla tam benlikti. Fiyat etiketini görünce şaşkınlıkla gözlerim büyüdü, sanki bir sanat eseri fiyatıydı. Oysa üç yıl önce, benzer kalitede bir kabanı neredeyse yarı fiyatına almıştım. O gün sadece seyirci kalıp mağazadan çıktım. Eskiden, moda dergilerinde gördüğüm bir parçayı almayı kafama koyduğumda, biraz dişimi sıkar, en fazla birkaç ay içinde sahip olurdum. Şimdi ise o diş sıkma süreci, belirsiz bir geleceğe erteleniyor.
Cilt bakımı rutinime gelince, durum daha da vahim. Yıllardır kullandığım Fransız markasının nemlendiricisi, son altı ayda üçüncü kez zamlandı. Artık sadece özel günlerde veya cildim gerçekten çok kuruduğunda kullanıyorum. Oysa eskiden, her sabah ve akşam bir pompa sıkıp yüzüme gönül rahatlığıyla sürerdim. Şimdi ise her damlası altın değerinde gibi geliyor. Geçen ay, eczanede yeni çıkan bir serumu incelemek için rafa yaklaştığımda, fiyatını görünce içim cız etti. Güzellik dediğimiz şey, artık sadece bir lüks değil, resmen ulaşılmaz bir hayal haline geldi.
En basitinden, bir hafta sonu kahvaltısı için dışarı çıkmak bile bütçemi sarsar oldu. Geçen cumartesi, Kadıköy'deki o şirin kafeye gittik arkadaşımla. İki kişilik serpme kahvaltı ve iki fincan filtre kahveye ödediğimiz hesap, aylık market alışverişimin neredeyse üçte biriydi. Oysa iki sene önce, aynı hesapla bir haftalık sebze meyve alabiliyordum. O gün, kahvaltının tadını çıkarırken bile aklım, ay sonu gelecek faturalardaydı. Estetik ve güzellik peşinde koşan biri olarak, artık sadece dış görünüşümü değil, cüzdanımın içini de düşünmek zorunda kalıyorum.
Türkiye'de hayat pahalılığı
Geçtiğimiz kış, Nişantaşı'ndaki favori butiğimde bir kaban beğenmiştim. Deri detayları, kaşmir dokusuyla tam benlikti. Fiyat etiketini görünce şaşkınlıkla gözlerim büyüdü, sanki bir sanat eseri fiyatıydı. Oysa üç yıl önce, benzer kalitede bir kabanı neredeyse yarı fiyatına almıştım. O gün sadece seyirci kalıp mağazadan çıktım. Eskiden, moda dergilerinde gördüğüm bir parçayı almayı kafama koyduğumda, biraz dişimi sıkar, en fazla birkaç ay içinde sahip olurdum. Şimdi ise o diş sıkma süreci, belirsiz bir geleceğe erteleniyor.
Cilt bakımı rutinime gelince, durum daha da vahim. Yıllardır kullandığım Fransız markasının nemlendiricisi, son altı ayda üçüncü kez zamlandı. Artık sadece özel günlerde veya cildim gerçekten çok kuruduğunda kullanıyorum. Oysa eskiden, her sabah ve akşam bir pompa sıkıp yüzüme gönül rahatlığıyla sürerdim. Şimdi ise her damlası altın değerinde gibi geliyor. Geçen ay, eczanede yeni çıkan bir serumu incelemek için rafa yaklaştığımda, fiyatını görünce içim cız etti. Güzellik dediğimiz şey, artık sadece bir lüks değil, resmen ulaşılmaz bir hayal haline geldi.
En basitinden, bir hafta sonu kahvaltısı için dışarı çıkmak bile bütçemi sarsar oldu. Geçen cumartesi, Kadıköy'deki o şirin kafeye gittik arkadaşımla. İki kişilik serpme kahvaltı ve iki fincan filtre kahveye ödediğimiz hesap, aylık market alışverişimin neredeyse üçte biriydi. Oysa iki sene önce, aynı hesapla bir haftalık sebze meyve alabiliyordum. O gün, kahvaltının tadını çıkarırken bile aklım, ay sonu gelecek faturalardaydı. Estetik ve güzellik peşinde koşan biri olarak, artık sadece dış görünüşümü değil, cüzdanımın içini de düşünmek zorunda kalıyorum.
50