Antalya'da yaşayan 68 yaşındaki annem ile apartmanda 2019'dan beri aynı çatı altındayız. Her sabah 7'de benim kahvemi içişimi görüyor, "neden bu saatte kalkıyorsun, uyku sağlığına zararlı" diyor. Aynı annem 5'te uyanıp balkonda oturuyor, bunu da normalleştirmiş kendine. Tezgah düzenini değiştirdim bir kez, "burada 40 yıl böyle durdu" dedi. Evet, 40 yıl tek başına yaşadığı zamanı kastetmişti. Şimdi ben varım ama kural yine onun. Mimarlık okuyunca sandım alanında benim söz geçecek evde. Tasarım, renk, mobilya konuştuğumda gözleri kayıyor, sonra "ama bu şekilde daha sağlam" diyor. Sağlam ne demek bilmiyor, duymak istediği şeyin adı. Geçen hafta Instagramda gördüğüm minimalist dekorasyon fikrinden bahsettim, "evde oturacak yer kalmaz" diye kesti. Daha sonra köyden akraba geldi, aynı fikirden bahsettiler, annem "çok güzel fikir, şehirli insanlar ne kadar akıllı" dedi. Kuşak çatışması değil bu, salt ego çatışması. Ama yapacak bir şey yok, bu evde kural kimin olduğunu biliyoruz.
00