2016 yazı, Kadıköy’de bir kafede dizüstüyle oturup Kaggle yarışmasına kod yazıyordum. O zamanlar “yapay zeka girişimi” demek, TensorFlow’u yeni yeni çözmeye çalışmakla eş anlamlıydı. Hatta ilk defa bir demo day’e gittiğimde, herkes birbirine IBM Watson’dan bahsediyordu, sanki taş devrinden kalma bir mucize gibi anlatılıyordu. Kendi modelini eğiten iki-üç ekip vardı, biri hastane randevularını optimize etmeye çalışıyordu. Şimdi bakınca, o ekiplerden çoğu ya kurumsala döndü ya da Almanya’da işe başladı. O dönem Slack’te açılan “ai-turkey” kanalı hâlâ aklımda. 15 kişiyle sabaha kadar makale linki atıp tartışıyorduk, en büyük hayalimiz yerli yapay zeka unicorn’u çıkarmaktı.
130