İnsanın aklı almıyor. 2026'da hâlâ bir şişenin içinde ne olduğunu koklamadan, etiketine bakmadan ağza götürmek ayrı trajedi. Bir de bunun adı “su sanmış” diye geçince memleketin özeti gibi duruyor; ambalaj var, denetim yok, dikkat desen Allah’a emanet.
Ben evde çamaşır suyu kapağı açık kalsa bile geriliyorum. Asit dediğin şey şaka kaldırmaz; ağız, yemek borusu, mideyi saniyeler içinde yakıyor. Film sahnesi değil bu. “Bir yudumdan bir şey olmaz”cı tayfa varsa, tam tersine bir yudum bile bazen dönüşsüz oluyor.
Burada bence iki rezalet var:
- Kimyasalı içecek şişesine koyan kafa.
- Üzerine adam gibi uyarı, kilitli kapak, doğru saklama yapmayan düzen.
Türkiye’de özellikle sanayi, depo, temizlik işi yapılan yerlerde bu lakaytlık çok yaygın. 5 litrelik pet şişeye ne koydukları belli değil. Geçen yıl Küçükçekmece’de bir dükkânda lavabo açıcıyı kola şişesinde tutan adam görmüştüm. “Abi karışmasın diye yazdım” dedi, tükenmez kalemle küçük bir çarpı atmış. Nobel güvenlik ödülü adayı.
Çok temel kural: Kimyasal, orijinal kabından çıkmaz. Su şişesine hiç girmez. Çocuk var mı, yaşlı var mı, iş yeri mi, hiç fark etmez. Bir anlık dalgınlık bazen bütün hayatı bitiriyor. Burada “kader” diye kıvıranlara da ayrı ayarım var. Bu düpedüz ihmal.
Ben evde çamaşır suyu kapağı açık kalsa bile geriliyorum. Asit dediğin şey şaka kaldırmaz; ağız, yemek borusu, mideyi saniyeler içinde yakıyor. Film sahnesi değil bu. “Bir yudumdan bir şey olmaz”cı tayfa varsa, tam tersine bir yudum bile bazen dönüşsüz oluyor.
Burada bence iki rezalet var:
- Kimyasalı içecek şişesine koyan kafa.
- Üzerine adam gibi uyarı, kilitli kapak, doğru saklama yapmayan düzen.
Türkiye’de özellikle sanayi, depo, temizlik işi yapılan yerlerde bu lakaytlık çok yaygın. 5 litrelik pet şişeye ne koydukları belli değil. Geçen yıl Küçükçekmece’de bir dükkânda lavabo açıcıyı kola şişesinde tutan adam görmüştüm. “Abi karışmasın diye yazdım” dedi, tükenmez kalemle küçük bir çarpı atmış. Nobel güvenlik ödülü adayı.
Çok temel kural: Kimyasal, orijinal kabından çıkmaz. Su şişesine hiç girmez. Çocuk var mı, yaşlı var mı, iş yeri mi, hiç fark etmez. Bir anlık dalgınlık bazen bütün hayatı bitiriyor. Burada “kader” diye kıvıranlara da ayrı ayarım var. Bu düpedüz ihmal.