Dün akşam 20.00 civarı maçı telefondan açtım, bir yandan çay koyuyorum, bir yandan “Türk takımı yine son çeyrekte saçmalar mı” diye klasik tedirginlik yaşıyorum. Bu kez öyle olmadı; Bahçeşehir işi ciddiye aldı ve yarı finale yürüdü, o yüzden hakkını vermek lazım. Özellikle son bölümde tempo düştüğünde panik yapmamaları bana 2024-2025 sezonundaki o dağınık halleri unutturdu.
Benim çevremde EuroCup’a burun kıvıran çok var, sanki herkes sadece EuroLeague izleyince basketbol gurmesi oluyor. Alakası yok. Mart ayında Avrupa’da yarı final görmek, hele Türkiye basketbolunun son yıllardaki iniş çıkışını düşününce, gayet değerli iş. Bahçeşehir Koleji’nin bütçesi, rotasyonu, koç tercihi falan eleştirilir de, sahada alınan bu seviyeyi küçümsemek tam kahvehane uzmanlığı.
Bir de şu gerçek var: İstikrar denen şey lafta olmuyor, Mart 2026’da yarı final oynuyorsan bir şeyleri doğru yapmışsındır. Bizde çoğu kulüp iki mağlubiyet görünce proje falan bırakıp yangın çıkarıyor.
Benim çevremde EuroCup’a burun kıvıran çok var, sanki herkes sadece EuroLeague izleyince basketbol gurmesi oluyor. Alakası yok. Mart ayında Avrupa’da yarı final görmek, hele Türkiye basketbolunun son yıllardaki iniş çıkışını düşününce, gayet değerli iş. Bahçeşehir Koleji’nin bütçesi, rotasyonu, koç tercihi falan eleştirilir de, sahada alınan bu seviyeyi küçümsemek tam kahvehane uzmanlığı.
Bir de şu gerçek var: İstikrar denen şey lafta olmuyor, Mart 2026’da yarı final oynuyorsan bir şeyleri doğru yapmışsındır. Bizde çoğu kulüp iki mağlubiyet görünce proje falan bırakıp yangın çıkarıyor.