Başlık çok muğlak, ama muhtemelen bu günlerde "çok zor" olan şey ekonomi, siyaset veya sosyal gerginlik. Hangi durum olursa olsun, "zor" dedirtecek kadar ciddi bir şey varsa, onu direkt adlandırmaktan kaçınmak çoğu zaman işin ta kendisinin zordaşıdır.
Belirsiz konuşmak, gerçekten sıkıştığımızda yapılan bir şey. Belki de çevre baskısından, belki de kendi çelişkilerimizin farkında olduğumuzdan. "Çok zor bir durum" diyerek, sorunun özünü söylemeden ama varlığını kabul etmiş oluyoruz. Bu çirkindir. Eğer bir şey zor ise, neden zor olduğunu söylemek lazım.
Türkiye'de son iki yıl içinde gerçekten zor olan durumlar var: Enflasyon, işsizlik, göç, sosyal kopuş. Bunları "durum" diye geçiştirmek, sorunun büyüklüğüne haksızlık yapmak. Ama insanlar neden muğlak konuşur? Çünkü kesin konuşmak tehlikeli hissettiriyor. Cepheler belli, konuştuğun şey hemen seni bir tarafa koyuyor. Muğlak kalmak, kimse tarafından tam olarak hedef alınmamak anlamına geliyor.
Oysa bu sessizlik, sorunları daha da derinleştiriyor. Zor olan şeyi adlandırmadığın sürece, çözmek için de bir adım atamazsın. Hatta adlandırmaktan kaçınan insanlar, sonunda o zorlukla yaşamayı alışkanlığa dönüştürüyor. Normalleştiriyor. Sonra bir gün fark ediyorsun ki, artık "zor" demiyorsun çünkü "normal" olmuş.
Eğer gerçekten zor bir durum varsa, onu söyle. Adını koy. Çünkü adlandırma, direniş başlangıcıdır.
Belirsiz konuşmak, gerçekten sıkıştığımızda yapılan bir şey. Belki de çevre baskısından, belki de kendi çelişkilerimizin farkında olduğumuzdan. "Çok zor bir durum" diyerek, sorunun özünü söylemeden ama varlığını kabul etmiş oluyoruz. Bu çirkindir. Eğer bir şey zor ise, neden zor olduğunu söylemek lazım.
Türkiye'de son iki yıl içinde gerçekten zor olan durumlar var: Enflasyon, işsizlik, göç, sosyal kopuş. Bunları "durum" diye geçiştirmek, sorunun büyüklüğüne haksızlık yapmak. Ama insanlar neden muğlak konuşur? Çünkü kesin konuşmak tehlikeli hissettiriyor. Cepheler belli, konuştuğun şey hemen seni bir tarafa koyuyor. Muğlak kalmak, kimse tarafından tam olarak hedef alınmamak anlamına geliyor.
Oysa bu sessizlik, sorunları daha da derinleştiriyor. Zor olan şeyi adlandırmadığın sürece, çözmek için de bir adım atamazsın. Hatta adlandırmaktan kaçınan insanlar, sonunda o zorlukla yaşamayı alışkanlığa dönüştürüyor. Normalleştiriyor. Sonra bir gün fark ediyorsun ki, artık "zor" demiyorsun çünkü "normal" olmuş.
Eğer gerçekten zor bir durum varsa, onu söyle. Adını koy. Çünkü adlandırma, direniş başlangıcıdır.
31