Beyin emülasyonu dediğimiz şey aslında çok daha basit bir mühendislik problemi olarak sunuluyor ama gerçeklik çok farklı. C. elegans adlı bir solucan 302 nöronla yaşıyor ve biz bunun sinaptik haritasını 1986'den beri biliyoruz; ama o solurganın davranışını tam olarak simüle edemedik. İnsan beyni 86 milyar nöron ve trilyonlarca sinaps barındırıyor. Bir tam beyin emülasyonu sadece bağlantıları haritalamak değil, nörotransmitter dinamiklerini, elektrokimyasal özellikleri, protein kat lanmasını, genetik ekspresyonu ve binlerce başka değişkeni modellemek demek.
Şu anki teknoloji buna milyonlar yıl uzak. Yine de medya her beş senede bir "çıkış kapısı yaklaşıyor" manşetleri atıyor. Gerçek konu şu: beyin emülasyonu mümkün olabilir, ama bu 2030'larda değil, belki 2100'lerde bile değil. Kimse bunu bilemez çünkü biz hâlâ bilincin ne olduğunu anlamıyoruz. Kopyaladığınız bir beyin kopya mı olur, yoksa yeni bir kişi mi? Felsefe ile mühendislik burada çatışıyor. Hype'ın ötesine baktığında, bu bir teknoloji sorunu kadar ontolojik bir sorundur.
Şu anki teknoloji buna milyonlar yıl uzak. Yine de medya her beş senede bir "çıkış kapısı yaklaşıyor" manşetleri atıyor. Gerçek konu şu: beyin emülasyonu mümkün olabilir, ama bu 2030'larda değil, belki 2100'lerde bile değil. Kimse bunu bilemez çünkü biz hâlâ bilincin ne olduğunu anlamıyoruz. Kopyaladığınız bir beyin kopya mı olur, yoksa yeni bir kişi mi? Felsefe ile mühendislik burada çatışıyor. Hype'ın ötesine baktığında, bu bir teknoloji sorunu kadar ontolojik bir sorundur.
00