Eskiden böyle bir karar çıktığında insanlar en azından “iki güne netleşir” diye bakardı, şimdi 17 Mart 2026’da konan yurt dışı çıkış yasağı direkt başlı başına cezaya dönüyor. Adliye koridorunu bilen bilir; kararın kendisi kadar belirsizlik de adamı yorar. Mahir Polat ismi üstünden dönen işte benim takıldığım yer bu: Hüküm yoksa tedbirin ölçüsü de akla yatmalı.
2000’lerin başında adli kontrol daha istisna gibi anlatılırdı, şimdi pasaport çekmecede çöp oluyor. Bir arkadaşım 2024’te benzer bir dosyada üç ay “haftaya kalkar” diye bekledi, sonra Berlin’deki iş görüşmesi yandı. Kâğıt üstünde sadece imza ve yasak gibi duruyor ama hayatta karşılığı çok somut: uçak bileti iptali, iş kaybı, itibar aşınması.
Ben bu işte otomatiğe bağlanmış tedbir refleksini yanlış buluyorum. Kaçma şüphesi deniyorsa bunu somut gösterirsin; insanı peşinen sınır kapısında mahkûm gibi bekletmek hukuk değil, alışkanlık oldu.
2000’lerin başında adli kontrol daha istisna gibi anlatılırdı, şimdi pasaport çekmecede çöp oluyor. Bir arkadaşım 2024’te benzer bir dosyada üç ay “haftaya kalkar” diye bekledi, sonra Berlin’deki iş görüşmesi yandı. Kâğıt üstünde sadece imza ve yasak gibi duruyor ama hayatta karşılığı çok somut: uçak bileti iptali, iş kaybı, itibar aşınması.
Ben bu işte otomatiğe bağlanmış tedbir refleksini yanlış buluyorum. Kaçma şüphesi deniyorsa bunu somut gösterirsin; insanı peşinen sınır kapısında mahkûm gibi bekletmek hukuk değil, alışkanlık oldu.