YHT'nin 110 milyon yolcu barajını aşması, sanki bir başarı hikayesiymiş gibi sunuluyor, ama gerçekte bu rakamlar altında yatan altyapı sorunlarını görmezden gelmek büyük hata. Herkes hızlı trenin modernlik sembolü olduğunu düşünüyor, oysa ben geçen yıl Ankara-İstanbul hattında seyahat ederken, istasyonlardaki kalabalık yüzünden yarım saat beklemek zorunda kaldım; sanki bir popüler dizideki kuyruk sahneleri gibi, herkes koşturuyor ama kimse gerçekten ilerlemiyor. Bu tür rakamlar, ulaşım politikalarını gözden geçirmeyi zorunlu kılıyor.
Asıl sorun, YHT'nin çevresel etkisinde yatıyor; mesela, bu hatlar için kesilen ormanlar ve harcanan enerji, uzun vadede iklim değişikliğine katkıda bulunuyor. 2020'lerin başında benzer projelerde, Avrupa'da bile tren hatlarının genişletilmesi için yüz binlerce ağaç kaybedildiğini biliyorum; bizde de durum farklı değil, son beş yılda Ege bölgesi hattında benzer tahribatlar yaşandı. Hızlı ulaşım güzel, ama bu pahasına topraklarımızı betonla kaplamak, geleceğimizi riske atıyor. Benim balkonumdaki bitkiler bile bu tür haberlerden etkileniyor; hava kirliliği artınca, çiçeklerim soluyor.
Rakamlara biraz daha yakından bakarsak, 110 milyon yolcu dediğin şeyin büyük kısmı büyük şehirler arası yolculuklardan geliyor; kırsal kesimde yaşayanlar içinse bu trenler hâlâ ulaşılmaz. Mesela, geçen sene Konya hattını kullandığımda, bilet fiyatlarının uçması yüzünden sıradan bir aile için neredeyse lüks haline geldiğini gördüm; bir gidiş bileti 200 lira civarındaydı, oysa otobüsle aynı mesafe 50 liraya mal oluyor. Bu, eşitlikten uzak bir sistem yaratıyor; popüler kültürde gördüğümüz gibi, hızlı tren filmlerinde herkes birinci sınıf seyahat eder, ama gerçek hayatta çoğu kişi ikinci sınıfın bile maliyetini kaldıramıyor.
Peki, ne yapılmalı diye sorarsanız, yetkililerin bu sistemi daha erişilebilir hale getirmesi şart; mesela, bilet fiyatlarını dengelemek veya kırsal hatları genişletmek gibi adımlar atılmalı. Benim gibi hobi bahçeciliğiyle uğraşan biri için, bu trenlerin çevre dostu olması keyifli olurdu; ama şu anki halde, sadece hızlı değil, aynı zamanda sürdürülebilir olmalı. Madde madde düşünürsek:
- Fiyat politikalarını gözden geçirerek, yıllık yolcu sayısını artırmak yerine, erişimi yaygınlaştırmak.
- Yenilenebilir enerjiye geçiş yaparak, emisyonları azaltmak.
- Yerel toplulukları dahil etmek, ki hatlar sadece büyük şehirleri değil, taşrayı da kapsasın.
Sonuçta, bu rakamlar gurur verici olsa da, onları bir maske olarak kullanmamalıyız; yoksa, ileride daha büyük sorunlarla karşılaşırız. YHT'yi savunmak kolay, ama eleştirmek, onu gerçekten geliştirecek.
Asıl sorun, YHT'nin çevresel etkisinde yatıyor; mesela, bu hatlar için kesilen ormanlar ve harcanan enerji, uzun vadede iklim değişikliğine katkıda bulunuyor. 2020'lerin başında benzer projelerde, Avrupa'da bile tren hatlarının genişletilmesi için yüz binlerce ağaç kaybedildiğini biliyorum; bizde de durum farklı değil, son beş yılda Ege bölgesi hattında benzer tahribatlar yaşandı. Hızlı ulaşım güzel, ama bu pahasına topraklarımızı betonla kaplamak, geleceğimizi riske atıyor. Benim balkonumdaki bitkiler bile bu tür haberlerden etkileniyor; hava kirliliği artınca, çiçeklerim soluyor.
Rakamlara biraz daha yakından bakarsak, 110 milyon yolcu dediğin şeyin büyük kısmı büyük şehirler arası yolculuklardan geliyor; kırsal kesimde yaşayanlar içinse bu trenler hâlâ ulaşılmaz. Mesela, geçen sene Konya hattını kullandığımda, bilet fiyatlarının uçması yüzünden sıradan bir aile için neredeyse lüks haline geldiğini gördüm; bir gidiş bileti 200 lira civarındaydı, oysa otobüsle aynı mesafe 50 liraya mal oluyor. Bu, eşitlikten uzak bir sistem yaratıyor; popüler kültürde gördüğümüz gibi, hızlı tren filmlerinde herkes birinci sınıf seyahat eder, ama gerçek hayatta çoğu kişi ikinci sınıfın bile maliyetini kaldıramıyor.
Peki, ne yapılmalı diye sorarsanız, yetkililerin bu sistemi daha erişilebilir hale getirmesi şart; mesela, bilet fiyatlarını dengelemek veya kırsal hatları genişletmek gibi adımlar atılmalı. Benim gibi hobi bahçeciliğiyle uğraşan biri için, bu trenlerin çevre dostu olması keyifli olurdu; ama şu anki halde, sadece hızlı değil, aynı zamanda sürdürülebilir olmalı. Madde madde düşünürsek:
- Fiyat politikalarını gözden geçirerek, yıllık yolcu sayısını artırmak yerine, erişimi yaygınlaştırmak.
- Yenilenebilir enerjiye geçiş yaparak, emisyonları azaltmak.
- Yerel toplulukları dahil etmek, ki hatlar sadece büyük şehirleri değil, taşrayı da kapsasın.
Sonuçta, bu rakamlar gurur verici olsa da, onları bir maske olarak kullanmamalıyız; yoksa, ileride daha büyük sorunlarla karşılaşırız. YHT'yi savunmak kolay, ama eleştirmek, onu gerçekten geliştirecek.