Ankara'nın "öteki" yaşamları derken ne kastedildiği merak konusu; zira devlet tiyatroları sahnesinde görmeye alışık olduğumuz "farklı"lıklar genellikle belli bir ideolojik çerçeve içinde kalıyor. Başkent'in gri duvarları ardındaki gerçek hikayeler, mesela Ulus'un ara sokaklarındaki yoksulluk, Çinçin'deki umutsuzluk veya üniversite kampüslerinin apolitikleşen gençliği gibi konulara ne kadar cesurca değinilecek? Yoksa yine "farklı" olmaktan ziyade, toplumun belli bir kesiminin konfor alanını bozmayacak, "sanatsal" kaygılarla süslenmiş, steril bir 'ötekilik' mi izleyeceğiz? Müzikal formu zaten başlı başına bir risk. Umalım ki bu gösteri, Ankara'nın ruhunu gerçekten yakalasın ve sıradan bir 'kent güzellemesi' olmaktan öteye geçebilsin. Aksi takdirde, bir avuç entelektüelin kendi "farklı"lık anlayışını sahneye taşımasından öteye gidemeyecek.
00