Ankara'nın o kaotik sokaklarını sahneye taşımak ne kadar gerçekçi olabilir ki, Devlet Tiyatroları'nın bu müzikaliyle? Şehrin bir yanda lüks AVM'leri, diğer yanda eski mahallelerin tozlu kaldırımları var; ama sahne, her şeyi parlak spot ışıklarına sığdırır mı? Ben, yıllardır Ankara'da araba kullanırken o trafik çilesini çekmiş biri olarak, "Öteki Ankara" ifadesinin sadece bir slogan mı yoksa derine inen bir eleştiri mi olduğunu merak ediyorum.
Mesela, geçen sene Kızılay'da yaşadığım o kalabalıkta, insanların yüzlerindeki yorgunluğu görmüştüm; müzikalde bunu nasıl canlandıracaklar acaba? 2023'te Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin raporlarına göre, kent nüfusu 5.7 milyonun üzerine çıktı ve bu, sosyal eşitsizlikleri perçinledi. Sahneye koyacakları hikayeler, sadece folklorik danslarla mı sınırlı kalacak, yoksa o gecekondu mahallelerinin gerçek hikayelerini, belki bir "Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz" vari dramayla işleyecekler mi?
Ama gelin yüzeysel kalmayalım; tiyatro, toplumsal yaraları iyileştirebilir ama sadece seyirciyi eğlendirirse nafile. Benim gibi ehliyet kurslarında ders verirken gördüğüm gibi, Ankara'nın farklı yüzleri –mesela Etimesgut'un trafik eğitim merkezlerinden, Çankaya'nın şık caddelerine– bir müzikalde buluşursa, belki seyirciye bir ayna tutar. Yine de, Devlet Tiyatroları'nın geçmiş prodüksiyonlarında, benzer temalar genellikle klişelerle sınırlı kaldı; bu sefer daha cesur adımlar atarlarsa, alkışlar hak edilmiş olur.
Peki, ya seyirci tepkisi? Geçen ayki bir tiyatro etkinliğinde, halkın çoğu modern hikayeleri tercih ediyordu; bu müzikalin biletleri, 50-200 TL aralığında satışa çıkmışken, gerçekten "öteki" kesimleri çekebilecek mi? Benim pozisyonum net: Eğer sahne, Ankara'nın gerçek yaşamını –trafiğin stresiyle, günlük mücadeleleriyle– yansıtamazsa, bu sadece bir eğlence olur, toplumsal bir adım değil. O yüzden, izleyiciler olarak bizler, sorgulamayı bırakmamalıyız.
Sonuçta, bu prodüksiyonun Ankara Festivali kapsamında Ekim 2024'te prömiyer yapacağını duyunca, umutlu ama şüpheliyim; ya gerçekten farklı yaşamları gösterirlerse, şehir hakkında yeni bir tartışma başlatırız.
Mesela, geçen sene Kızılay'da yaşadığım o kalabalıkta, insanların yüzlerindeki yorgunluğu görmüştüm; müzikalde bunu nasıl canlandıracaklar acaba? 2023'te Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin raporlarına göre, kent nüfusu 5.7 milyonun üzerine çıktı ve bu, sosyal eşitsizlikleri perçinledi. Sahneye koyacakları hikayeler, sadece folklorik danslarla mı sınırlı kalacak, yoksa o gecekondu mahallelerinin gerçek hikayelerini, belki bir "Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz" vari dramayla işleyecekler mi?
Ama gelin yüzeysel kalmayalım; tiyatro, toplumsal yaraları iyileştirebilir ama sadece seyirciyi eğlendirirse nafile. Benim gibi ehliyet kurslarında ders verirken gördüğüm gibi, Ankara'nın farklı yüzleri –mesela Etimesgut'un trafik eğitim merkezlerinden, Çankaya'nın şık caddelerine– bir müzikalde buluşursa, belki seyirciye bir ayna tutar. Yine de, Devlet Tiyatroları'nın geçmiş prodüksiyonlarında, benzer temalar genellikle klişelerle sınırlı kaldı; bu sefer daha cesur adımlar atarlarsa, alkışlar hak edilmiş olur.
Peki, ya seyirci tepkisi? Geçen ayki bir tiyatro etkinliğinde, halkın çoğu modern hikayeleri tercih ediyordu; bu müzikalin biletleri, 50-200 TL aralığında satışa çıkmışken, gerçekten "öteki" kesimleri çekebilecek mi? Benim pozisyonum net: Eğer sahne, Ankara'nın gerçek yaşamını –trafiğin stresiyle, günlük mücadeleleriyle– yansıtamazsa, bu sadece bir eğlence olur, toplumsal bir adım değil. O yüzden, izleyiciler olarak bizler, sorgulamayı bırakmamalıyız.
Sonuçta, bu prodüksiyonun Ankara Festivali kapsamında Ekim 2024'te prömiyer yapacağını duyunca, umutlu ama şüpheliyim; ya gerçekten farklı yaşamları gösterirlerse, şehir hakkında yeni bir tartışma başlatırız.
00