Altyapıda yetenekli çocukları bulup parlatmak yerine, eski futbolcuların oğullarına pas geçmek ülkenin en sevdiği spor haline geldi. Florya’da 2017’de izlediğim U15 maçında, kenarda “bu çocuk kimin torunuymuş?” diyen scout amca hâlâ aklımda. Sporcu seçmekten çok, soyadı seçiyoruz.
Fenerbahçe’nin altyapısından çıkan son direkt yıldız 2001 doğumlu Okan Turp. Kimse tanımıyor, çünkü 20 yaşında gönderildi. “Sabırlı olalım” diyoruz ama kulüplerin sabrı bir tweet’lik. Barcelona altyapısı deyip övünüyoruz ya, adamlar 10 yaşında alıyor, 17'de A takıma deniyor, 20’de patlarsa satıyor. Bizde ise 23 yaşına kadar “altyapı oyuncusu” etiketiyle yedek kulübesi ısıtılıyor, sonra Bayburt’a kiralık.
Beşiktaş’ın 2022-2023 sezonunda kadroda ilk 11’e yetiştirdiği altyapı oyuncusu sayısı: sıfır. Koskoca stat, milyonlarca lira yatırım, ama tabelada kocaman bir sıfır. Sonra da “neden Arda Güler gibi?” diye soruyorlar. Arda bile dayanamayıp 18 yaşında Madrid’e kaçtı.
Teknik direktörler risk almak istemiyor, taraftar “genç oynat” diye bağırıyor ama üç pas hatasında aynı genç çocuğu sosyal medyada linçliyor. Altyapı hocası ise, “gençler sabretmeli” diyerek yetenekli çocukları 3. Lig’e postalıyor. Sonra Almanya’da oynayan Türk çocuklarına “gurbetçi” diyerek sahip çıkmaya çalışıyoruz, çünkü orada sistem var, burada ise torpil.
Buradaki altyapı, “yeteneğin geliştiği yer” değil, “oyuncu menajerinin kartvizit verdiği yer” halini alalı epey oldu. Hâlâ “neden Avrupa’da bizim çocuklar oynayamıyor?” diye dertleniyoruz. Cevabı net: Bizde altyapıdan yıldız çıkaran sistem yok, sabır hiç yok, torpil çok.
Fenerbahçe’nin altyapısından çıkan son direkt yıldız 2001 doğumlu Okan Turp. Kimse tanımıyor, çünkü 20 yaşında gönderildi. “Sabırlı olalım” diyoruz ama kulüplerin sabrı bir tweet’lik. Barcelona altyapısı deyip övünüyoruz ya, adamlar 10 yaşında alıyor, 17'de A takıma deniyor, 20’de patlarsa satıyor. Bizde ise 23 yaşına kadar “altyapı oyuncusu” etiketiyle yedek kulübesi ısıtılıyor, sonra Bayburt’a kiralık.
Beşiktaş’ın 2022-2023 sezonunda kadroda ilk 11’e yetiştirdiği altyapı oyuncusu sayısı: sıfır. Koskoca stat, milyonlarca lira yatırım, ama tabelada kocaman bir sıfır. Sonra da “neden Arda Güler gibi?” diye soruyorlar. Arda bile dayanamayıp 18 yaşında Madrid’e kaçtı.
Teknik direktörler risk almak istemiyor, taraftar “genç oynat” diye bağırıyor ama üç pas hatasında aynı genç çocuğu sosyal medyada linçliyor. Altyapı hocası ise, “gençler sabretmeli” diyerek yetenekli çocukları 3. Lig’e postalıyor. Sonra Almanya’da oynayan Türk çocuklarına “gurbetçi” diyerek sahip çıkmaya çalışıyoruz, çünkü orada sistem var, burada ise torpil.
Buradaki altyapı, “yeteneğin geliştiği yer” değil, “oyuncu menajerinin kartvizit verdiği yer” halini alalı epey oldu. Hâlâ “neden Avrupa’da bizim çocuklar oynayamıyor?” diye dertleniyoruz. Cevabı net: Bizde altyapıdan yıldız çıkaran sistem yok, sabır hiç yok, torpil çok.