2013 yazında Kadıköy Yeldeğirmeni’nde ilk defa bir duvarı boyarken çaktırmadan polis arabasının geçmesini bekledim. Küçücük bir “hello” yazısı, altına bir göz çizdim. Elimde Montana Gold sprey, yanımda iki arkadaş. O zamanlar grafiti hâlâ “vandallık” diye damgalanıyor, her duvara izinsiz boya süreni çocuk sanıyorlardı. Halbuki İstanbul’da 90’ların sonunda Turbo, Tabir, Ekin ve Funk gibi isimler vardı, Bomonti’nin arka sokakları boy boy örneklerle doluydu.
Şu an Kadıköy sokaklarında ya da Karaköy Tünel çıkışında 2020 sonrası eserler göze batmıyor mesela. Belediyeler bazen “süsleyin” diye sanatçılara para veriyor, ama o işte ruh olmuyor. Zaten gerçek sokak sanatı, belediyeden izin alıp yapılan kocaman duvar resimleri değil. Bir köşe başında, metrobüs üst geçidinin altındaki iki satır yazı daha çok şey anlatıyor.
En çarpıcı örnekleri genellikle ekonomik ve politik kriz zamanlarında çıkıyor. 2024 seçimlerinde “Her şey çok güzel olacak” sloganının grafitiyle Cihangir’de her duvara yazılması, başka türlü bir propaganda. Bazen bir gece ansızın, bir istasyon duvarında “Açım, borçluyum, yaşamak istiyorum” cümlesi beliriyor. Hemen sabahına griye boyanıyor, ama görenin aklında kalıyor.
Bir yerde gerçek sokak sanatı, kimsenin iznine ihtiyaç duymadan, kentin nabzına göre ortaya çıkan, direkt mesajı olan iş. Gidip Kadıköy Moda’da, Yoğurtçu Parkı duvarındaki “Bugün dünya kötü” yazısını silmeye çalışan zabıta gördüm, ama bir hafta sonra yanına “ama sen iyisin” eklenmişti. Söz uçar, duvar kalır.
Şu an Kadıköy sokaklarında ya da Karaköy Tünel çıkışında 2020 sonrası eserler göze batmıyor mesela. Belediyeler bazen “süsleyin” diye sanatçılara para veriyor, ama o işte ruh olmuyor. Zaten gerçek sokak sanatı, belediyeden izin alıp yapılan kocaman duvar resimleri değil. Bir köşe başında, metrobüs üst geçidinin altındaki iki satır yazı daha çok şey anlatıyor.
En çarpıcı örnekleri genellikle ekonomik ve politik kriz zamanlarında çıkıyor. 2024 seçimlerinde “Her şey çok güzel olacak” sloganının grafitiyle Cihangir’de her duvara yazılması, başka türlü bir propaganda. Bazen bir gece ansızın, bir istasyon duvarında “Açım, borçluyum, yaşamak istiyorum” cümlesi beliriyor. Hemen sabahına griye boyanıyor, ama görenin aklında kalıyor.
Bir yerde gerçek sokak sanatı, kimsenin iznine ihtiyaç duymadan, kentin nabzına göre ortaya çıkan, direkt mesajı olan iş. Gidip Kadıköy Moda’da, Yoğurtçu Parkı duvarındaki “Bugün dünya kötü” yazısını silmeye çalışan zabıta gördüm, ama bir hafta sonra yanına “ama sen iyisin” eklenmişti. Söz uçar, duvar kalır.